<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Afyonlu Raşit Board - Günün Hadisi]]></title>
		<link>https://rt3.biz/</link>
		<description><![CDATA[Afyonlu Raşit Board - https://rt3.biz]]></description>
		<pubDate>Sat, 13 Jun 2026 01:55:11 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[mümine eziyet vermek küfür kadar büyük bir günahtır şeklinde bir hadis var mıdır?]]></title>
			<link>https://rt3.biz/showthread.php?tid=35922</link>
			<pubDate>Fri, 29 May 2026 18:19:06 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rt3.biz/member.php?action=profile&uid=8">Afyonlu-Raşit</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rt3.biz/showthread.php?tid=35922</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Haksız yere mücadele ederek mümine eziyet vermek küfür kadar büyük bir günahtır şeklinde bir hadis var mıdır?<br />
<br />
<br />
Değerli kardeşimiz,<br />
<br />
Mümine eziyet vermenin küfür olduğuyla ilgili bir hadis bulamadık.<br />
<br />
Bu hadis-i şerif şöyledir:<br />
<br />
 “Bir Müslümana sövmek, hakaret etmek fasıklıktır. Öldürmek ise küfür (nankörlük)dür.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Buhari, İman, 36; Müslim, İman, 116; Tirmizi, Birr ve’s-Sıla, 52; Nesai, Tahrîmü’d-dem, 27)</span></span><br />
<br />
Soruda geçen kaynakta ise şöyle geçer:<br />
<br />
“Müslümanın mümin kardeşini öldürmesi küfürdür, ona sövmesi fasıklıktır.” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Suyuti, el-Camiu’s-sağir, h. no: 6091)</span></span><br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Haksız yere mücadele ederek mümine eziyet vermek küfür kadar büyük bir günahtır şeklinde bir hadis var mıdır?<br />
<br />
<br />
Değerli kardeşimiz,<br />
<br />
Mümine eziyet vermenin küfür olduğuyla ilgili bir hadis bulamadık.<br />
<br />
Bu hadis-i şerif şöyledir:<br />
<br />
 “Bir Müslümana sövmek, hakaret etmek fasıklıktır. Öldürmek ise küfür (nankörlük)dür.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Buhari, İman, 36; Müslim, İman, 116; Tirmizi, Birr ve’s-Sıla, 52; Nesai, Tahrîmü’d-dem, 27)</span></span><br />
<br />
Soruda geçen kaynakta ise şöyle geçer:<br />
<br />
“Müslümanın mümin kardeşini öldürmesi küfürdür, ona sövmesi fasıklıktır.” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Suyuti, el-Camiu’s-sağir, h. no: 6091)</span></span><br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ey Raşidi Tarikatı Askerleri ""Zakirler olduğu müddetçe kıyamet kopmaz"]]></title>
			<link>https://rt3.biz/showthread.php?tid=35796</link>
			<pubDate>Tue, 12 May 2026 00:26:52 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rt3.biz/member.php?action=profile&uid=8">Afyonlu-Raşit</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rt3.biz/showthread.php?tid=35796</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ey Raşidi Tarikatı Askerlerim "Yeryüzünde Allah Allah  diyen Zakirler olduğu müddetçe kıyamet kopmaz"</span></span><br />
<br />
Hz Peygamber Buyurdular<br />
<br />
"Yeryüzünde 'Allah, Allah' denildiği müddetçe kıyamet kopmaz." <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(İmam Müslim)</span><br />
<br />
Ey Raşidi Tarikatı Askerlerim Zikirimize Devam Zikirimize Devam  Zikirimize Devam<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
Editör Karoglan'dan :</span></span><br />
HAMILE BIR KADININ SANCILARI TUTTU MUY DU, DOĞUM MUHAKKAK OLUR, AMMA ÖLÜ DOĞUM, AMMA SAĞ DOĞUM, VE SANCILAR TUTTUDA TUTTU ARTIK, KIYAMETIN SANCILARI DÜNYAMIZI TUTMUŞKEN, HAALA  1000 SENE, 2000 SENE, 100 SENE, 200 SENE VAR DIYENLERE GÜLERIM BEN KENDi ÖLÜMÜNÜ KIYAMET SANANLAR iLE DOLARSA DÜNYA HERKES VURDUMDUYMAZ OLUR O ZAMAN ASIL ALAMET VURDUMDUYMAZLARIN ÜSTÜNE KOPAR KIYAMET<br />
<br />
"Kıyamet kafirlerin üstüne kopar"<br />
<br />
(Müslim, h. no: 1924; 2937)<br />
<br />
VURDUMDUYMAZLIK AYMAZLIK BiR NEVi ÖRTMEKTiR KAFiR ÖRTEN GiZLEYEN GERÇEĞi HAKiKATI GiZLEYEN DEMEK <br />
<br />
 </span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ey Raşidi Tarikatı Askerlerim "Yeryüzünde Allah Allah  diyen Zakirler olduğu müddetçe kıyamet kopmaz"</span></span><br />
<br />
Hz Peygamber Buyurdular<br />
<br />
"Yeryüzünde 'Allah, Allah' denildiği müddetçe kıyamet kopmaz." <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">(İmam Müslim)</span><br />
<br />
Ey Raşidi Tarikatı Askerlerim Zikirimize Devam Zikirimize Devam  Zikirimize Devam<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
Editör Karoglan'dan :</span></span><br />
HAMILE BIR KADININ SANCILARI TUTTU MUY DU, DOĞUM MUHAKKAK OLUR, AMMA ÖLÜ DOĞUM, AMMA SAĞ DOĞUM, VE SANCILAR TUTTUDA TUTTU ARTIK, KIYAMETIN SANCILARI DÜNYAMIZI TUTMUŞKEN, HAALA  1000 SENE, 2000 SENE, 100 SENE, 200 SENE VAR DIYENLERE GÜLERIM BEN KENDi ÖLÜMÜNÜ KIYAMET SANANLAR iLE DOLARSA DÜNYA HERKES VURDUMDUYMAZ OLUR O ZAMAN ASIL ALAMET VURDUMDUYMAZLARIN ÜSTÜNE KOPAR KIYAMET<br />
<br />
"Kıyamet kafirlerin üstüne kopar"<br />
<br />
(Müslim, h. no: 1924; 2937)<br />
<br />
VURDUMDUYMAZLIK AYMAZLIK BiR NEVi ÖRTMEKTiR KAFiR ÖRTEN GiZLEYEN GERÇEĞi HAKiKATI GiZLEYEN DEMEK <br />
<br />
 </span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bazı Sureleri Okumanın Fazileti İle İlgili Hadisler]]></title>
			<link>https://rt3.biz/showthread.php?tid=35787</link>
			<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 15:38:52 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rt3.biz/member.php?action=profile&uid=8">Afyonlu-Raşit</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rt3.biz/showthread.php?tid=35787</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bazı Sureleri Okumanın Fazileti İle İlgili Hadisler</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BAZI SÛRELERİ OKUMANIN FAZİLETİ HAKKINDA HADİSLER</span></span><br />
<br />
    Fatiha sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Saîd Râfi‘ İbni Muallâ radıyallahu anh  şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
– ”Mescidden çıkmazdan önce sana Kur’an’daki en büyük sûreyi öğreteyim mi?” buyurdu ve elimi tuttu. Çıkmak istediğimizde ben:<br />
<br />
–Yâ Resûlallah! Bana Kur’an’daki en büyük sûreyi sana öğreteyim mi demiştiniz? dedim. Bunun üzerine:<br />
<br />
– ”Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn’dir. O seb’ul-mesânîdir; bana verilen Kur’ân-ı Azîmdir” buyurdular. (Buhârî, Tefsîr 1; Fezâilü’l-Kur’ân 9)<br />
<br />
    İhlas sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Kul hüvallahü ahad” sûresi hakkında şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Canımı gücü ve kuvvetiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, bu sûre Kur’an’ın üçte birine denktir.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13)<br />
<br />
    Kur’an’ın üçte biri<br />
<br />
Bir başka rivayete göre:  Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabına şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sizden biriniz bir gecede Kur’an’ın üçte birini okumaktan âciz mi kalıyor?” Bu onlara gerçekten zor geldi ve:<br />
<br />
–Buna hangimizin gücü yeter ki yâ Resûlallah! dediler. Bunun üzerine Efendimiz: “Kul hüvellahü ahad Allahü’s-samed, Kur’an’ın üçte biridir” buyurdular. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13) Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, bir adam başka bir adamın “Kul hüvellahü ahad”’ı tekrar tekrar okuduğunu duydu. Sabah olunca Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelip bu durumu anlattı. Adamın kendisi bunu azımsıyordu. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Canımı gücü ve kudretiyle elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki, o sûre Kur’an’ın üçte birine denktir” buyurdu. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13)<br />
<br />
    Felak ve Nâs surelerinin fazileti<br />
<br />
Ukbe İbni Âmir radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bu gece indirilen âyetleri görmedin mi? Onların benzerleri asla görülmemiştir: Kul eûzü birabbi’l-felak ve kul eûzü birabbi’n-nâs.” (Müslim, Müsâfirîn 264) Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh  şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem cinlerden ve göz değmesinden Allah’a sığınırdı. Nihayet Muavvizeteyn (Kul eûzü birabbi’l-felak ve kul eûzü birabbi’n-nâs) nâzil oldu. Ondan sonra Muavvizeteyn ile Allah’a sığınmaya başladı ve diğer duaları bıraktı. (Tirmizî, Tıb 16)<br />
<br />
    Tebareke suresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kur’an’da otuz ayetten ibaret bir sûre bir adama şefaat etti; neticede o kişi bağışlandı. O sûre: Tebârekellezî biyedihi’l-mülk’dür.” (Ebû Dâvud, Salât 327)<br />
<br />
    Amenerrasülü'nün fazileti<br />
<br />
Ebû Mes’ûd el-Bedrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bakara sûresinin sonundan iki âyeti geceleyin okuyan kimseye bunlar  yeter.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 10, 27, 34)<br />
<br />
    Bakara sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Şüphesiz şeytan, içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar.”  (Müslim, Müsâfirîn 212)<br />
<br />
    Ayetel Kürsi'nin fazileti<br />
<br />
Übey İbni Kâ’b radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Ey Ebü’l-Münzir! Allah’ın kitabından ezberinde bulunan âyetlerden hangisinin daha büyük olduğunu biliyor musun?” diye sordu. Ben:<br />
<br />
–Allâhü lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyu’l-kayyûm, dedim. Bu cevabım üzerine elini göğsüme vurdu ve:<br />
<br />
– “İlim sana mübarek olsun, ey Ebü’l-Münzir” buyurdu. (Müslim, Müsâfirîn 258)<br />
<br />
    Âyetü’l-Kürsî bütün kötülüklerden korur<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh  şöyle dedi:<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem beni ramazan zekâtı olan sadaka-i fıtrı korumakla görevlendirmişti. Bir adam gelip yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Adamı tuttum ve:<br />
<br />
– Vallahi seni Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna götüreceğim, dedim. Adam:<br />
<br />
– Şüphesiz ben muhtacım, çoluğum çocuğum ve pek çok ihtiyacım var, dedi. Bunun üzerine ben adamı salıverdim. Sabaha çıkınca, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
– “Yâ Ebâ Hüreyre! Dün gece tutsağını ne yaptı?” buyurdu. Ben de:<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! İhtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu olduğunu söyledi, ben de acıdım ve salıverdim, dedim. Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
– “O sana yalan söyledi, tekrar gelecek” buyurdu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bu sözü üzerine tekrar geleceğini anladım ve onu gözetlemeye koyuldum. Adam geldi ve yine yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Bunun üzerine:<br />
<br />
– Seni Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna çıkaracağım, dedim. Adam:<br />
<br />
– Beni bırak, çünkü ben gerçekten muhtacım. Çoluk çocuğum da var. Bir daha gelmem, dedi. Ben de acıdım ve salıverdim. Sabah olunca yine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
– “Yâ Ebâ Hüreyre! Dün gece tutsağın ne yaptı?” diye sordu. Ben de:<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! Bana yine ihtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu olduğunu söyledi,  ben de acıdım ve salıverdim, dedim. Peygamberimiz:<br />
<br />
– “O kesinlikle sana yalan söyledi, ama tekrar gelecek” buyurdu. Ben de üçüncü defa gelmesini bekledim. Gerçekten geldi ve yine yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Onu tekrar yakaladım ve:<br />
<br />
– Seni mutlaka Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna çıkaracağım; artık bu üçüncü ve son gelişindir. Bir daha gelmeyeceğine söz veriyorsun sonra tekrar geliyorsun, dedim. Bu defa bana:<br />
<br />
– Beni bırak!  Allah’ın seni faydalandıracağı bazı kelimeleri ben sana öğreteyim, dedi. Ben:<br />
<br />
– O kelimeler nelerdir? dedim. O:<br />
<br />
– Yatağına girdiğinde Âyetü’l-kürsî’yi oku. O takdirde, senin yanında Allah tarafından sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana yaklaşamaz, dedi. Bunun üzerine ben onu salıverdim. Sabah olunca Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
– “Tutsağın dün gece ne yaptı?” diye sordu. Ben de:<br />
<br />
–Yâ Resûlallah! Allah’ın beni faydalandıracağı birtakım kelimeleri bana öğreteceğini söyledi, ben de onu salıverdim, dedim. Peygamber Efendimiz:<br />
<br />
– “O kelimeler neler?” diye sordu, ben de o kimsenin bana:<br />
<br />
–Yatağına girdiğin zaman Âyetü’l-kürsî’yi, “Allahü lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûm” âyetini başından sonuna kadar oku; senin yanında Allah tarafından sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana asla  yaklaşamaz, dediğini söyledim. Bunun üzerine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
– “Bak hele! Kendisi yalancı olduğu halde bu sefer sana doğruyu söylemiş. Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun, ey Ebû Hüreyre?” dedi. Ben:<br />
<br />
– Hayır, bilmiyorum, dedim. Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
– “O şeytandır” buyurdular. (Buhârî, Vekâlet 10, Fezâilü’l-Kur’ân 10, Bed’ü’l-halk 11)<br />
<br />
    Kehf sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebü’d-Derdâ radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kehf sûresinin başından on âyet ezberleyen kimse deccâlden korunmuş olur.”<br />
<br />
Bir rivayette: “Kehf sûresinin sonundan” buyurulmuştur. (Müslim, Müsâfirîn, 257)<br />
<br />
    Haşr sûresinin fazileti<br />
<br />
Sabah ve akşam üç defa (besmeleden önce) “Eûzü billâhi’ssemîi’l-alîmi mine’ş-şeytâni’r-racîm” dedikten sonra Haşr sûresinin son üç âyetini okuyanlar için büyük müjdeler içeren hadisin sıhhat derecesiyle ilgili eleştiriler bulunmakla beraber özellikle sabah namazlarından sonra bu üç âyetin okunması gelenek haline gelmiştir. (bk. Tirmizî, “Sevâbü’l-Kur’ân”, 22; Müsned, V, 26; Dârimî, “Fezâilü’l-Kur’ân”, 22; Emin Işık, “a.g.m.”, XVI, 426)</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bazı Sureleri Okumanın Fazileti İle İlgili Hadisler</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BAZI SÛRELERİ OKUMANIN FAZİLETİ HAKKINDA HADİSLER</span></span><br />
<br />
    Fatiha sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Saîd Râfi‘ İbni Muallâ radıyallahu anh  şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
– ”Mescidden çıkmazdan önce sana Kur’an’daki en büyük sûreyi öğreteyim mi?” buyurdu ve elimi tuttu. Çıkmak istediğimizde ben:<br />
<br />
–Yâ Resûlallah! Bana Kur’an’daki en büyük sûreyi sana öğreteyim mi demiştiniz? dedim. Bunun üzerine:<br />
<br />
– ”Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn’dir. O seb’ul-mesânîdir; bana verilen Kur’ân-ı Azîmdir” buyurdular. (Buhârî, Tefsîr 1; Fezâilü’l-Kur’ân 9)<br />
<br />
    İhlas sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Kul hüvallahü ahad” sûresi hakkında şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Canımı gücü ve kuvvetiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, bu sûre Kur’an’ın üçte birine denktir.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13)<br />
<br />
    Kur’an’ın üçte biri<br />
<br />
Bir başka rivayete göre:  Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabına şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sizden biriniz bir gecede Kur’an’ın üçte birini okumaktan âciz mi kalıyor?” Bu onlara gerçekten zor geldi ve:<br />
<br />
–Buna hangimizin gücü yeter ki yâ Resûlallah! dediler. Bunun üzerine Efendimiz: “Kul hüvellahü ahad Allahü’s-samed, Kur’an’ın üçte biridir” buyurdular. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13) Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, bir adam başka bir adamın “Kul hüvellahü ahad”’ı tekrar tekrar okuduğunu duydu. Sabah olunca Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelip bu durumu anlattı. Adamın kendisi bunu azımsıyordu. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Canımı gücü ve kudretiyle elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki, o sûre Kur’an’ın üçte birine denktir” buyurdu. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13)<br />
<br />
    Felak ve Nâs surelerinin fazileti<br />
<br />
Ukbe İbni Âmir radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bu gece indirilen âyetleri görmedin mi? Onların benzerleri asla görülmemiştir: Kul eûzü birabbi’l-felak ve kul eûzü birabbi’n-nâs.” (Müslim, Müsâfirîn 264) Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh  şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem cinlerden ve göz değmesinden Allah’a sığınırdı. Nihayet Muavvizeteyn (Kul eûzü birabbi’l-felak ve kul eûzü birabbi’n-nâs) nâzil oldu. Ondan sonra Muavvizeteyn ile Allah’a sığınmaya başladı ve diğer duaları bıraktı. (Tirmizî, Tıb 16)<br />
<br />
    Tebareke suresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kur’an’da otuz ayetten ibaret bir sûre bir adama şefaat etti; neticede o kişi bağışlandı. O sûre: Tebârekellezî biyedihi’l-mülk’dür.” (Ebû Dâvud, Salât 327)<br />
<br />
    Amenerrasülü'nün fazileti<br />
<br />
Ebû Mes’ûd el-Bedrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bakara sûresinin sonundan iki âyeti geceleyin okuyan kimseye bunlar  yeter.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 10, 27, 34)<br />
<br />
    Bakara sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Şüphesiz şeytan, içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar.”  (Müslim, Müsâfirîn 212)<br />
<br />
    Ayetel Kürsi'nin fazileti<br />
<br />
Übey İbni Kâ’b radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Ey Ebü’l-Münzir! Allah’ın kitabından ezberinde bulunan âyetlerden hangisinin daha büyük olduğunu biliyor musun?” diye sordu. Ben:<br />
<br />
–Allâhü lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyu’l-kayyûm, dedim. Bu cevabım üzerine elini göğsüme vurdu ve:<br />
<br />
– “İlim sana mübarek olsun, ey Ebü’l-Münzir” buyurdu. (Müslim, Müsâfirîn 258)<br />
<br />
    Âyetü’l-Kürsî bütün kötülüklerden korur<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh  şöyle dedi:<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem beni ramazan zekâtı olan sadaka-i fıtrı korumakla görevlendirmişti. Bir adam gelip yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Adamı tuttum ve:<br />
<br />
– Vallahi seni Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna götüreceğim, dedim. Adam:<br />
<br />
– Şüphesiz ben muhtacım, çoluğum çocuğum ve pek çok ihtiyacım var, dedi. Bunun üzerine ben adamı salıverdim. Sabaha çıkınca, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
– “Yâ Ebâ Hüreyre! Dün gece tutsağını ne yaptı?” buyurdu. Ben de:<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! İhtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu olduğunu söyledi, ben de acıdım ve salıverdim, dedim. Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
– “O sana yalan söyledi, tekrar gelecek” buyurdu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bu sözü üzerine tekrar geleceğini anladım ve onu gözetlemeye koyuldum. Adam geldi ve yine yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Bunun üzerine:<br />
<br />
– Seni Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna çıkaracağım, dedim. Adam:<br />
<br />
– Beni bırak, çünkü ben gerçekten muhtacım. Çoluk çocuğum da var. Bir daha gelmem, dedi. Ben de acıdım ve salıverdim. Sabah olunca yine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
– “Yâ Ebâ Hüreyre! Dün gece tutsağın ne yaptı?” diye sordu. Ben de:<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! Bana yine ihtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu olduğunu söyledi,  ben de acıdım ve salıverdim, dedim. Peygamberimiz:<br />
<br />
– “O kesinlikle sana yalan söyledi, ama tekrar gelecek” buyurdu. Ben de üçüncü defa gelmesini bekledim. Gerçekten geldi ve yine yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Onu tekrar yakaladım ve:<br />
<br />
– Seni mutlaka Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna çıkaracağım; artık bu üçüncü ve son gelişindir. Bir daha gelmeyeceğine söz veriyorsun sonra tekrar geliyorsun, dedim. Bu defa bana:<br />
<br />
– Beni bırak!  Allah’ın seni faydalandıracağı bazı kelimeleri ben sana öğreteyim, dedi. Ben:<br />
<br />
– O kelimeler nelerdir? dedim. O:<br />
<br />
– Yatağına girdiğinde Âyetü’l-kürsî’yi oku. O takdirde, senin yanında Allah tarafından sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana yaklaşamaz, dedi. Bunun üzerine ben onu salıverdim. Sabah olunca Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
– “Tutsağın dün gece ne yaptı?” diye sordu. Ben de:<br />
<br />
–Yâ Resûlallah! Allah’ın beni faydalandıracağı birtakım kelimeleri bana öğreteceğini söyledi, ben de onu salıverdim, dedim. Peygamber Efendimiz:<br />
<br />
– “O kelimeler neler?” diye sordu, ben de o kimsenin bana:<br />
<br />
–Yatağına girdiğin zaman Âyetü’l-kürsî’yi, “Allahü lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûm” âyetini başından sonuna kadar oku; senin yanında Allah tarafından sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana asla  yaklaşamaz, dediğini söyledim. Bunun üzerine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
– “Bak hele! Kendisi yalancı olduğu halde bu sefer sana doğruyu söylemiş. Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun, ey Ebû Hüreyre?” dedi. Ben:<br />
<br />
– Hayır, bilmiyorum, dedim. Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
– “O şeytandır” buyurdular. (Buhârî, Vekâlet 10, Fezâilü’l-Kur’ân 10, Bed’ü’l-halk 11)<br />
<br />
    Kehf sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebü’d-Derdâ radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kehf sûresinin başından on âyet ezberleyen kimse deccâlden korunmuş olur.”<br />
<br />
Bir rivayette: “Kehf sûresinin sonundan” buyurulmuştur. (Müslim, Müsâfirîn, 257)<br />
<br />
    Haşr sûresinin fazileti<br />
<br />
Sabah ve akşam üç defa (besmeleden önce) “Eûzü billâhi’ssemîi’l-alîmi mine’ş-şeytâni’r-racîm” dedikten sonra Haşr sûresinin son üç âyetini okuyanlar için büyük müjdeler içeren hadisin sıhhat derecesiyle ilgili eleştiriler bulunmakla beraber özellikle sabah namazlarından sonra bu üç âyetin okunması gelenek haline gelmiştir. (bk. Tirmizî, “Sevâbü’l-Kur’ân”, 22; Müsned, V, 26; Dârimî, “Fezâilü’l-Kur’ân”, 22; Emin Işık, “a.g.m.”, XVI, 426)</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kur’ân-ı Kerim Okumanın Fazileti İle İlgili Hadisler]]></title>
			<link>https://rt3.biz/showthread.php?tid=35786</link>
			<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 15:35:48 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rt3.biz/member.php?action=profile&uid=8">Afyonlu-Raşit</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rt3.biz/showthread.php?tid=35786</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kur’ân-ı Kerim Okumanın Fazileti İle İlgili Hadisler</span></span><br />
<br />
Kur’ân-ı Kerim okumanın fazileti nedir? Kur’ân-ı Kerim okumanın insan üzerindeki maddi ve manevi etkileri nelerdir? Kur’ân okumanın fazileti ile ilgili hadis-i şerifler.<br />
<br />
Kur’ân-ı Kerim, İslâm dininin kutsal kitabıdır.<br />
<br />
Kur’an okumanın gerekliliği ve fazileti üzerinde sıkça durulur. Kur’an’ın bazı yerlerde kendini “zikr” olarak nitelemesi Kur’an okumanın geniş anlamıyla Allah’ı anma anlamına geldiği söylenebilir. İbadetleri mahiyetlerine göre doğrudan ibadet, vesile ibadet şeklinde ikiye ayıran fakihler Kur’an öğretmeyi abdest, ezan ve imâmet gibi vesile ibadetler arasında sayarken Kur’an okumayı namaz ve oruç gibi doğrudan ibadet olan fiillerden görmüşler ve onun sünnet grubunda yer alan bir ibadet olduğunu belirtmişlerdir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KUR’AN OKUMANIN FAZİLETİ İLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
    Kur’an Şefaat Edicidir<br />
<br />
Ebû Ümâme radıyallahu anh, ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i:<br />
<br />
“Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçı olarak gelecektir” buyururken işittim, demiştir. (Müslim, Müsâfirîn 252.)<br />
<br />
    Kur’an okumanın sevabı<br />
<br />
İbni Mes’ûd radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân 16)<br />
<br />
    Kur’an sureleri birbiriyle yarışırlar<br />
<br />
Nevvâs İbni Sem’ân radıyallahu anh  şöyle dedi: Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i:<br />
<br />
“Kıyamet gününde Kur’an ve dünyadaki hayatlarını ona göre tanzim eden Kur’an ehli kimseler mahşer yerine getirilirler. Bu sırada Kur’an’ın önünde Bakara ve Âl-i İmrân sûreleri vardır. Her ikisi de kendilerini okuyanları müdafaa için birbiriyle yarışırlar” buyururken işittim. (Müslim, Müsâfirîn 253)<br />
<br />
    En hayırlınız Kur’an öğrenen ve öğretendir<br />
<br />
Osmân İbni Affân radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 21)<br />
<br />
    Kur’an’ı kekeleyerek zorla okumanın sevabı<br />
<br />
Âişe radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kur’an’ı gereği gibi güzel okuyan kimse, vahiy getiren şerefli ve itaatkâr meleklerle beraberdir. Kur’an’ı kekeleyerek zorlukla okuyan kimseye de iki kat sevap vardır. (Buhârî, Tevhîd 52)<br />
<br />
    Kur’an okuyan mü’min portakal gibidir<br />
<br />
Ebû Mûsa el-Eş’arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kur’an okuyan mü’min portakal gibidir: Kokusu hoş, tadı güzeldir. Kur’an okumayan mü’min hurma gibidir: Kokusu yoktur, tadı ise güzeldir. Kur’an okuyan münâfık fesleğen gibidir: Kokusu hoş fakat tadı acıdır. Kur’an okumayan münâfık Ebû Cehil karpuzu gibidir: Kokusu yoktur ve tadı da acıdır.” (Buhârî, Et’ime 30 Fezâilü’l-Kur’ân 17, Tevhîd 36)<br />
<br />
    Allah Teâlâ Kur’an ile yükseltir<br />
<br />
Ömer İbni Hattâb radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah şu Kur’an’la bazı kavimleri yükseltir; bazılarını da alçaltır.” (Müslim, Müsâfirîn 269)<br />
<br />
    Gıpta edilecek iki kişiden biri de Kur’an ile meşgul olandır<br />
<br />
İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sadece şu iki kimseye gıpta edilir: Biri Allah’ın kendisine Kur’an verdiği ve gece gündüz onunla meşgul olan kimse, diğeri Allah’ın kendisine mal verdiği ve bu malı gece gündüz O’nun yolunda harcayan kimse.” (Buhârî, İlm 15, Zekât 5, Ahkâm 3, Temennî 5, İ’tisâm 13, Tevhîd 45)<br />
<br />
    Kur’an huzur verir<br />
<br />
Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Bir adam Kehf sûresini okuyordu.Yanında iki uzun iple bağlanmış bir at vardı. O adamın üzerini bir bulut kapladı ve yaklaşmaya başladı. Atı da o buluttan ürkmeye başlamıştı. Sabah olunca, adam Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi ve bu durumu anlattı. Bunun üzerine Peygamberimiz:<br />
<br />
“O sekînedir; okuduğun için inmiştir” buyurdu. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 11)<br />
<br />
    Kur’an okunmayan ev harabedir<br />
<br />
İbni Abbâs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidir.” (Tirmizî, Fazâilü’l-Kur’ân 18)<br />
<br />
    Oku ve yüksel<br />
<br />
Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Her zaman Kur’an okuyan kimseye şöyle denecektir: Oku ve yüksel, dünyada tertîl ile okuduğun gibi burada da tertîl ile oku. Şüphesiz senin merteben, okuduğun âyetin son noktasındadır.” (Ebû Dâvûd, Vitr 20) <br />
<br />
    Ezberlediğiniz sureleri unutmayın<br />
<br />
Ebû Mûsa radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Şu Kur’an’ı hâfızanızda korumaya özen gösteriniz. Muhammed’in canını kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki Kur’an’ın hâfızadan çıkıp kaçması, bağlı devenin ipinden boşanıp kaçmasından daha hızlıdır.” (Buhârî, Fazâilü’l-Kur’ân 23)<br />
<br />
    Kur’an ilgisiz kalmaz<br />
<br />
İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kur’an hâfızı, bağlı devenin sâhibine benzer. Deve sahibi devesini sürekli gözetirse elinde tutar. Eğer onunla ilgilenmezse kaçıp gider.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 23)<br />
<br />
    Kur’an güzel okumak<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i:<br />
<br />
“Allah,  güzel sesli bir peygamberin, Kur’an’ı tegannî ile yüksek sesle okumasından hoşnut olduğu kadar hiçbir şeyden hoşnut olmamıştır” buyururken işittim, demiştir. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 19; Tevhîd 32)<br />
<br />
    Dâvûdi sesli Sahabe<br />
<br />
Ebû Mûsa el-Eş’arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Şüphesiz Dâvûd’a verilen güzel seslerden bir nağme de sana verilmiştir.”(Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 31)<br />
<br />
    Kur’an-ı Kerim’i Peygamberimizden daha güzel okuyan biri yoktur<br />
<br />
Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ şöyle dedi:<br />
<br />
Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’i yatsı namazında “Ve’t-tîni ve’z-zeytûni” sûresini okurken dinledim. Ondan daha güzel sesli bir kimse işitmedim. (Buhârî, Ezân 102)<br />
<br />
    Kur’an’ı tegannî ile oku<br />
<br />
Ebû Lübâbe Beşîr İbni Abdülmünzir radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kur’an’ı tegannî ile okumayan kimse bizden değildir.” (Ebû Dâvûd, Vitr 20)<br />
<br />
    Peygamberimizin bana Kur’an oku dediği Sahabe<br />
<br />
Abdullah İbni Mesut radıyallahu anh  der ki: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
– ”Bana Kur’an oku” buyurdu.<br />
<br />
–Yâ Resûlallah! Kur’an sana indirilmişken ben sana nasıl Kur’an okurum? dedim.<br />
<br />
– ”Ben Kur’an’ı başkasından dinlemeyi gerçekten çok severim” buyurdular. Bunun üzerine ben kendilerine Nisâ sûresini okudum. “Her ümmetten gerçek bir şahit, seni de bunlara hakkıyla şahit getirdiğimiz zaman halleri nice olur” (âyet 41)  anlamındaki âyete gelince:<br />
<br />
– ”Şimdilik yeter” buyurdular. Kendisine dönüp baktım, iki gözünden yaşlar boşanıyordu. (Buhârî, Tefsîru sûre(4), 9; Fezâilü’l-Kur’ân 33, 35)<br />
<br />
    Kur’ân’ı tercih ediniz<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, Tebük Seferi’ne çıkarken Neccâroğulları’nın bayrağını Umâre bin Hazm’a vermişti. Daha sonra Zeyd bin Sabit’i görünce, bayrağı Umâre’den alıp ona verdi. Umâre radıyallâhu anh:<br />
<br />
“–Yâ Rasûlallah! Bana kızdınız mı?” diye sorunca Peygamber aleyhisselâm:<br />
<br />
“–Hayır! Vallâhi kızmadım! Fakat, siz de Kur’ân’ı tercih ediniz! Zeyd, Kur’ân’ı senden daha çok ezberlemiştir! Burnu kesik zenci köle bile olsa, Kur’ân’ı daha çok ezberlemiş olan kimse başkalarına tercih edilir!” buyurdu. Evs ve Hazrec kabîlelerine de, bayraklarını Kur’ân’ı daha çok ezberlemiş olan kimselere taşıtmalarını emretti. Bunun üzerine Avfoğulları’nın bayrağını Ebû Zeyd, Benî Selime’nin bayrağını da Muâz radıyallâhu anh taşıdı. (Vâkıdî, III, 1003)<br />
<br />
    Hiçbir peygambere verilmeyen iki nur<br />
<br />
İbni Abbas radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, bir keresinde Cebrâil aleyhisselâm Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında oturmakta iken, Resûl-i Ekrem yukarı taraftan kapı gıcırtısına benzer bir ses işitti ve başını kaldırdı. Cebrâil:<br />
<br />
– Bu, şimdiye kadar hiçbir şekilde açılmayıp sadece bugün açılan bir gök kapısıdır, dedi. Peşinden o kapıdan bir melek indi. Bunun üzerine Cebrâil:<br />
<br />
– Bu, yeryüzüne inen bir melektir. Bugüne kadar hiç inmemişti, dedi. Melek selâm verdi ve Peygamberimiz’e şöyle dedi:<br />
<br />
– Müjde! Sana, senden önce hiçbir peygambere verilmeyen iki nur verildi. Biri Fâtiha sûresi, diğeri Bakara sûresinin son âyetleri. Bunlardan okuyacağın her harfe karşılık sana sevap ve ecir verilir. (Müslim, Müsâfirîn 254)<br />
<br />
    Kur’an okunan evi rahmet kaplar<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir cemaat Allah’ın evlerinden bir evde toplanır, Allah’ın kitabını okur ve aralarında müzakere ederlerse, üzerlerine sekînet iner, onları rahmet kaplar ve melekler etraflarını kuşatır. Allah Teâlâ da o kimseleri kendi nezdinde bulunanların arasında anar.” (Müslim, Zikr 38)<br />
<br />
    Kur’an’a sımsıkı sarılın<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Size, sımsıkı sarıldığınız müddetçe benden sonra sapıtmayacağınız iki mühim emânet bırakıyorum. Biri diğerinden daha büyüktür. O da Allâh’ın Kitâbı’dır! Kur’ân, semâdan yeryüzüne uzatılmış sağlam bir ip gibidir. Diğer emânet de âilem, Ehl-i Beyt’imdir. Kur’ân ve Ehl-i Beyt’im cennette Havuz’un başında benimle buluşuncaya kadar birbirlerinden ayrılmazlar. Benden sonra o ikisine karşı nasıl muâmelede bulunduğunuza iyi bakın, dikkat edin!” (Tirmizî, Menâkıb, 31/3788)<br />
<br />
    Huzûr-i kalp ile Kur’ân oku<br />
<br />
Hadîs-i şerîfte buyrulur:<br />
<br />
“Sizden birisi Rabbi ile münâcât ve mükâlemeyi (O’na yalvarıp O’nunla konuşmayı) severse huzûr-i kalp ile Kur’ân okusun.” (Suyûtî, I, 13/360)<br />
<br />
    Kur’an oku ve onunla amel et<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Kim Kur’ân-ı Kerîm’i okur ve onunla amel ederse, kıyâmet günü ebeveynine bir tâc giydirilir. Bu tâcın ışığı, güneş dünyâdaki bir eve konulduğunda onun vereceği ışıktan daha güzeldir. Öyleyse, Kur’ân-ı Kerîm ile bizzat amel edenin ışığı nasıl olur, düşünebiliyor musunuz?” (Ebû Dâvûd, Vitr, 14/1453)<br />
<br />
    Ticaretten daha karlı şey<br />
<br />
Ebû Ümâme radıyallâhu anh da şöyle anlatıyor: Birisi Peygamber sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz’e geldi ve:<br />
<br />
“–Yâ Rasûlallâh! Falan oğullarının hisselerini alıp sattım, şöyle şöyle kâr elde ettim.” dedi. Allâh Rasûlü sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“–Sana bundan daha kârlı bir şeyi haber vereyim mi?” dedi. Adam:<br />
<br />
“–Öyle bir şey var mı?” diye sordu. Rasûl-i Ekrem sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“–Kur’ân’dan on âyet öğrenen bir kimse senden daha kazançlıdır!” buyurdu. Bunun üzerine adam gitti ve hemen on âyet öğrenip geldi ve bunu Rasûlullâh’a bildirdi. (Heysemî, VII, 165)<br />
<br />
    Kur’ân, Al­lâh’ın zi­yâ­fe­ti­dir<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuştu:<br />
<br />
“Her zi­yâ­fet çe­ken, zi­yâ­fe­ti­ne (in­san­la­rın) gel­me­si­ni is­ter ve bun­dan mem­nun olur. Kur’ân da Al­lâh’ın zi­yâ­fe­ti­dir. On­dan uzak dur­ma­yı­nız.” (Dâ­ri­mî, Fe­zâ­ilü’l-Kur’ân, 1)<br />
<br />
    Kur’an ehli kimdir?<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“−Şüphesiz insanlardan Allâh’a yakın olanlar vardır!” buyurmuştu. Ashâb-ı kirâm:<br />
<br />
“−Ey Allâh’ın Rasûlü! Onlar kimlerdir?” diye sorunca Allâh Rasûlü sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“−Onlar, Kur’ân ehli, Allâh ehli ve Allâh’ın has kullarıdır!” (İbn-i Mâce, Mukaddime, 16)<br />
<br />
    Kur’an bilenlerin önceliği<br />
<br />
Uhud Harbi sonunda ashâb-ı kirâm:<br />
<br />
“−Yâ Rasûlallâh! Şehidlerimiz pek çok. Bize ne yapmamızı emir buyurursunuz?” diye sordular. Rasûl-i Ekrem sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“−Derin ve geniş kabirler kazınız, her kabre ikişer, üçer koyunuz!” buyurdu. Ashâb:<br />
<br />
“−Önce hangilerini koyalım?” diye sorunca Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâm: “−En çok Kur’ân bileni önce koyunuz!” buyurdu. (Nesâî, Cenâiz, 86, 87, 90, 91)<br />
<br />
    Kur’ân’ı yaşayana cennet vardır<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Kim Kur’ân’ı okur, onu güzelce ezberler, helâlini helâl, haramını haram kabul eder ve bunlara uyarsa, Allâh bu sâyede o kimseyi cennetine koyar. Âilesinden hepsi cehennemi hak etmiş on kişiye şefaat etme hakkı verir.” (Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân, 13/2905; Ahmed, I, 148)<br />
<br />
    Kur’ân oku­yu­nuz<br />
<br />
Rasûlullah sallâllâhu aleyhi ve sellem, birgün Kur’ân âşıklarından Übey bin Kâ’b radıyallâhu anh’a hitâben:<br />
<br />
“–Allâh Teâlâ, «lem yekünillezine keferû» sûresini sana okumamı emir buyurdu.” dedi. Übey bin Kâ’b radıyallâhu anh: “–Allâh Teâlâ benim ismimi zikretti mi?” dedi. Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“–Evet!” buyurdu. Übey bin Kâ’b, bu ikrâm-ı ilâhî karşısında çok duygulandı ve içli içli ağladı. (Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr, 16, Tefsîr, 98/1, 3; Müslim, Müsâfirîn, 246)<br />
<br />
    Kur’ân bu­lu­nan bir kal­be azâp edilmez<br />
<br />
Hadîs-i şerîfte buyrulur:<br />
<br />
“Kur’ân oku­yu­nuz... Çün­kü Al­lâh, için­de Kur’ân bu­lu­nan bir kal­be azâp et­mez...” (Dâ­ri­mî, Fe­zâ­ilü’l-Kur’ân, 1)<br />
<br />
    Ümmetin en şereflileri<br />
<br />
Peygamber sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz buyrulur:<br />
<br />
“Ümmetimin en şereflileri, Kur’ân-ı Kerîm’i ezberleyen hâfızlar ve gecelerini ihyâ edenlerdir.” (Suyûtî, I, 36/1063)<br />
<br />
    Kur’ân bir zenginliktir<br />
<br />
Hazret-i Peygamber sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Kur’ân bir zenginliktir ki ondan sonra fakirlik olmaz (yâni ona sâhip olan en muazzam bir hazîneye sâhip olmuştur) ve ondan başka zenginlik de yoktur (yâni o ilâhî hazîne hiçbir maddî zenginlikle kıyas edilemez).” (Heysemî, VII, 158)<br />
<br />
    Kur’an Kerîm okumak Allah Teâlâ’yı zikirdir<br />
<br />
Bir hadîs-i kudsîde Azîz ve celîl olan Allâh Teâlâ:<br />
<br />
“Kur’ân-ı Kerîm okumak ve Ben’im zikrim, her kimi, Ben’den bir şey istemekten meşgul eder, geri bırakırsa, Ben ona, isteyenlere verdiğimden daha fazlasını veririm.” buyurmaktadır. (Tirmizî,  Fedâilu’l-Kur’ân, 25/2926)<br />
<br />
    Şifa Kur’ân’dadır<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem buyurmuşlardır:<br />
<br />
“Devânın en hayırlısı Kur’ân’dır.” (İbn-i Mâce, Tıb, 28)<br />
<br />
    Allah Teâlâ Kur'ân okuyanı dinler<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Allâh, geceleyin iki rekat namaz kılan (ve Kur’ân okuyan) bir kulu dinlediği kadar hiçbir şeyi dinlemez. Allâh’ın rahmeti, namazda olduğu müddetçe kulun başı üstüne saçılır. Kullar, Kur’ân’la hemhâl oldukları andaki kadar hiçbir zaman Allâh’a yaklaşmış olamazlar.” (Tirmizî,  Fedâilu’l-Kur’ân, 17/2911)<br />
<br />
    Kur’ân yeryüzünde nûr, gökyüzünde azıktır<br />
<br />
Ebû Zerr radıyallâhu anh:<br />
<br />
“−Yâ Rasûlallâh! Bana nasihatte bulun!” dediğinde Âlemlerin Efendisi:<br />
<br />
“−Kur’ân okumaya ve Allâh’ı zikretmeye bak, çünkü Kur’ân yeryüzünde senin için bir nûr, gökyüzünde de bir azıktır.” buyurmuştur. (İbn-i Hibbân, II, 78)<br />
<br />
    Çocuklarınızı üç hususta yetiştirin<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Çocuklarınızı üç hususta yetiştirin: Peygamber sevgisi, Ehl-i Beyt sevgisi ve Kur’ân kıraati… Çünkü hamele-i Kur’ân (yâni Kur’ân hafızları) hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyâmet gününde peygamberler ve asfiyâ (yâni safâya ermiş olan Allâh dostları) ile birlikte Arş’ın gölgesindedir.” (Münâvî, I, 226)<br />
<br />
    Kur’ânı küçük yaşlarda öğrenmek<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Kim Kur’ân’ı küçük yaşlarda öğrenirse Kur’ân onun etine ve kanına işler (Yâni Kur’ân’ın feyziyle nûrlanır.)”  (Ali el-Müttakî, I, 532)<br />
<br />
    Kur’an okuyanın kıyamette durumu<br />
<br />
Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) Kur’ân ehline ve âilesine şu güzel müjdeleri vermişlerdir:<br />
<br />
“Kıyamet günü kabir yarılıp Kur’ân’ı okuyan kişi dışarı çıktığında, Kur’ân onu rengi solmuş bir adam gibi karşılar. «Beni tanıyor musun?» diye sorar.<br />
<br />
Mü’min «Tanıyamadım» der.<br />
<br />
O şahıs, «Ben öğle sıcağında seni susuz, gece uykusuz bırakan arkadaşın Kur’ân’ım. Her tüccar ticaretinin peşindedir. Sen ise bugün her ticaretin peşinde olacaksın!» der. Hemen sağ eline saltanat, sol eline ebediyet verilir, başına vakar tâcı konur, anne-babasına hulleler giydirilir ki dünya ehli onlara kıymet biçemez veya bunlar dünya ve içindekilerden daha kıymetlidir.<br />
<br />
Onlar, «Bu değerli elbiseler bize niçin giydirildi?» diye sorarlar. «Çocuğunuzun Kur’ân’ı eline alması sebebiyle» denir.<br />
<br />
Sonra Kur’ân okuyan kişiye, «Oku ve cennetin dereceleri ve odaları arasında yüksel!» denir. O, ister hızlı, ister tertîl üzere olsun okumaya devam ettiği müddetçe yükselmeye devam eder.” (Ahmed, 5: 348; Dârimî, Fedâilü’l-Kur’ân, 15; Abdürrazzak, Musannef, 3: 373; İbn Ebî Şeybe, Musannef, 6: 129)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BAZI SÛRELERİ OKUMANIN FAZİLETİ HAKKINDA HADİSLER</span></span><br />
<br />
    Fatiha sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Saîd Râfi‘ İbni Muallâ radıyallahu anh  şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
– ”Mescidden çıkmazdan önce sana Kur’an’daki en büyük sûreyi öğreteyim mi?” buyurdu ve elimi tuttu. Çıkmak istediğimizde ben:<br />
<br />
–Yâ Resûlallah! Bana Kur’an’daki en büyük sûreyi sana öğreteyim mi demiştiniz? dedim. Bunun üzerine:<br />
<br />
– ”Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn’dir. O seb’ul-mesânîdir; bana verilen Kur’ân-ı Azîmdir” buyurdular. (Buhârî, Tefsîr 1; Fezâilü’l-Kur’ân 9)<br />
<br />
    İhlas sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Kul hüvallahü ahad” sûresi hakkında şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Canımı gücü ve kuvvetiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, bu sûre Kur’an’ın üçte birine denktir.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13)<br />
<br />
    Kur’an’ın üçte biri<br />
<br />
Bir başka rivayete göre:  Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabına şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sizden biriniz bir gecede Kur’an’ın üçte birini okumaktan âciz mi kalıyor?” Bu onlara gerçekten zor geldi ve:<br />
<br />
–Buna hangimizin gücü yeter ki yâ Resûlallah! dediler. Bunun üzerine Efendimiz: “Kul hüvellahü ahad Allahü’s-samed, Kur’an’ın üçte biridir” buyurdular. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13) Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, bir adam başka bir adamın “Kul hüvellahü ahad”’ı tekrar tekrar okuduğunu duydu. Sabah olunca Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelip bu durumu anlattı. Adamın kendisi bunu azımsıyordu. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Canımı gücü ve kudretiyle elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki, o sûre Kur’an’ın üçte birine denktir” buyurdu. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13)<br />
<br />
    Felak ve Nâs surelerinin fazileti<br />
<br />
Ukbe İbni Âmir radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bu gece indirilen âyetleri görmedin mi? Onların benzerleri asla görülmemiştir: Kul eûzü birabbi’l-felak ve kul eûzü birabbi’n-nâs.” (Müslim, Müsâfirîn 264) Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh  şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem cinlerden ve göz değmesinden Allah’a sığınırdı. Nihayet Muavvizeteyn (Kul eûzü birabbi’l-felak ve kul eûzü birabbi’n-nâs) nâzil oldu. Ondan sonra Muavvizeteyn ile Allah’a sığınmaya başladı ve diğer duaları bıraktı. (Tirmizî, Tıb 16)<br />
<br />
    Tebareke suresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kur’an’da otuz ayetten ibaret bir sûre bir adama şefaat etti; neticede o kişi bağışlandı. O sûre: Tebârekellezî biyedihi’l-mülk’dür.” (Ebû Dâvud, Salât 327)<br />
<br />
    Amenerrasülü'nün fazileti<br />
<br />
Ebû Mes’ûd el-Bedrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bakara sûresinin sonundan iki âyeti geceleyin okuyan kimseye bunlar  yeter.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 10, 27, 34)<br />
<br />
    Bakara sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Şüphesiz şeytan, içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar.”  (Müslim, Müsâfirîn 212)<br />
<br />
    Ayetel Kürsi'nin fazileti<br />
<br />
Übey İbni Kâ’b radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Ey Ebü’l-Münzir! Allah’ın kitabından ezberinde bulunan âyetlerden hangisinin daha büyük olduğunu biliyor musun?” diye sordu. Ben:<br />
<br />
–Allâhü lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyu’l-kayyûm, dedim. Bu cevabım üzerine elini göğsüme vurdu ve:<br />
<br />
– “İlim sana mübarek olsun, ey Ebü’l-Münzir” buyurdu. (Müslim, Müsâfirîn 258)<br />
<br />
    Âyetü’l-Kürsî bütün kötülüklerden korur<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh  şöyle dedi:<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem beni ramazan zekâtı olan sadaka-i fıtrı korumakla görevlendirmişti. Bir adam gelip yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Adamı tuttum ve:<br />
<br />
– Vallahi seni Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna götüreceğim, dedim. Adam:<br />
<br />
– Şüphesiz ben muhtacım, çoluğum çocuğum ve pek çok ihtiyacım var, dedi. Bunun üzerine ben adamı salıverdim. Sabaha çıkınca, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
– “Yâ Ebâ Hüreyre! Dün gece tutsağını ne yaptı?” buyurdu. Ben de:<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! İhtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu olduğunu söyledi, ben de acıdım ve salıverdim, dedim. Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
– “O sana yalan söyledi, tekrar gelecek” buyurdu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bu sözü üzerine tekrar geleceğini anladım ve onu gözetlemeye koyuldum. Adam geldi ve yine yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Bunun üzerine:<br />
<br />
– Seni Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna çıkaracağım, dedim. Adam:<br />
<br />
– Beni bırak, çünkü ben gerçekten muhtacım. Çoluk çocuğum da var. Bir daha gelmem, dedi. Ben de acıdım ve salıverdim. Sabah olunca yine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
– “Yâ Ebâ Hüreyre! Dün gece tutsağın ne yaptı?” diye sordu. Ben de:<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! Bana yine ihtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu olduğunu söyledi,  ben de acıdım ve salıverdim, dedim. Peygamberimiz:<br />
<br />
– “O kesinlikle sana yalan söyledi, ama tekrar gelecek” buyurdu. Ben de üçüncü defa gelmesini bekledim. Gerçekten geldi ve yine yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Onu tekrar yakaladım ve:<br />
<br />
– Seni mutlaka Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna çıkaracağım; artık bu üçüncü ve son gelişindir. Bir daha gelmeyeceğine söz veriyorsun sonra tekrar geliyorsun, dedim. Bu defa bana:<br />
<br />
– Beni bırak!  Allah’ın seni faydalandıracağı bazı kelimeleri ben sana öğreteyim, dedi. Ben:<br />
<br />
– O kelimeler nelerdir? dedim. O:<br />
<br />
– Yatağına girdiğinde Âyetü’l-kürsî’yi oku. O takdirde, senin yanında Allah tarafından sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana yaklaşamaz, dedi. Bunun üzerine ben onu salıverdim. Sabah olunca Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
– “Tutsağın dün gece ne yaptı?” diye sordu. Ben de:<br />
<br />
–Yâ Resûlallah! Allah’ın beni faydalandıracağı birtakım kelimeleri bana öğreteceğini söyledi, ben de onu salıverdim, dedim. Peygamber Efendimiz:<br />
<br />
– “O kelimeler neler?” diye sordu, ben de o kimsenin bana:<br />
<br />
–Yatağına girdiğin zaman Âyetü’l-kürsî’yi, “Allahü lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûm” âyetini başından sonuna kadar oku; senin yanında Allah tarafından sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana asla  yaklaşamaz, dediğini söyledim. Bunun üzerine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
– “Bak hele! Kendisi yalancı olduğu halde bu sefer sana doğruyu söylemiş. Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun, ey Ebû Hüreyre?” dedi. Ben:<br />
<br />
– Hayır, bilmiyorum, dedim. Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
– “O şeytandır” buyurdular. (Buhârî, Vekâlet 10, Fezâilü’l-Kur’ân 10, Bed’ü’l-halk 11)<br />
<br />
    Kehf sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebü’d-Derdâ radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kehf sûresinin başından on âyet ezberleyen kimse deccâlden korunmuş olur.”<br />
<br />
Bir rivayette: “Kehf sûresinin sonundan” buyurulmuştur. (Müslim, Müsâfirîn, 257)<br />
<br />
    Haşr sûresinin fazileti<br />
<br />
Sabah ve akşam üç defa (besmeleden önce) “Eûzü billâhi’ssemîi’l-alîmi mine’ş-şeytâni’r-racîm” dedikten sonra Haşr sûresinin son üç âyetini okuyanlar için büyük müjdeler içeren hadisin sıhhat derecesiyle ilgili eleştiriler bulunmakla beraber özellikle sabah namazlarından sonra bu üç âyetin okunması gelenek haline gelmiştir. (bk. Tirmizî, “Sevâbü’l-Kur’ân”, 22; Müsned, V, 26; Dârimî, “Fezâilü’l-Kur’ân”, 22; Emin Işık, “a.g.m.”, XVI, 426)</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kur’ân-ı Kerim Okumanın Fazileti İle İlgili Hadisler</span></span><br />
<br />
Kur’ân-ı Kerim okumanın fazileti nedir? Kur’ân-ı Kerim okumanın insan üzerindeki maddi ve manevi etkileri nelerdir? Kur’ân okumanın fazileti ile ilgili hadis-i şerifler.<br />
<br />
Kur’ân-ı Kerim, İslâm dininin kutsal kitabıdır.<br />
<br />
Kur’an okumanın gerekliliği ve fazileti üzerinde sıkça durulur. Kur’an’ın bazı yerlerde kendini “zikr” olarak nitelemesi Kur’an okumanın geniş anlamıyla Allah’ı anma anlamına geldiği söylenebilir. İbadetleri mahiyetlerine göre doğrudan ibadet, vesile ibadet şeklinde ikiye ayıran fakihler Kur’an öğretmeyi abdest, ezan ve imâmet gibi vesile ibadetler arasında sayarken Kur’an okumayı namaz ve oruç gibi doğrudan ibadet olan fiillerden görmüşler ve onun sünnet grubunda yer alan bir ibadet olduğunu belirtmişlerdir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KUR’AN OKUMANIN FAZİLETİ İLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
    Kur’an Şefaat Edicidir<br />
<br />
Ebû Ümâme radıyallahu anh, ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i:<br />
<br />
“Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçı olarak gelecektir” buyururken işittim, demiştir. (Müslim, Müsâfirîn 252.)<br />
<br />
    Kur’an okumanın sevabı<br />
<br />
İbni Mes’ûd radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.” (Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân 16)<br />
<br />
    Kur’an sureleri birbiriyle yarışırlar<br />
<br />
Nevvâs İbni Sem’ân radıyallahu anh  şöyle dedi: Ben Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i:<br />
<br />
“Kıyamet gününde Kur’an ve dünyadaki hayatlarını ona göre tanzim eden Kur’an ehli kimseler mahşer yerine getirilirler. Bu sırada Kur’an’ın önünde Bakara ve Âl-i İmrân sûreleri vardır. Her ikisi de kendilerini okuyanları müdafaa için birbiriyle yarışırlar” buyururken işittim. (Müslim, Müsâfirîn 253)<br />
<br />
    En hayırlınız Kur’an öğrenen ve öğretendir<br />
<br />
Osmân İbni Affân radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 21)<br />
<br />
    Kur’an’ı kekeleyerek zorla okumanın sevabı<br />
<br />
Âişe radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kur’an’ı gereği gibi güzel okuyan kimse, vahiy getiren şerefli ve itaatkâr meleklerle beraberdir. Kur’an’ı kekeleyerek zorlukla okuyan kimseye de iki kat sevap vardır. (Buhârî, Tevhîd 52)<br />
<br />
    Kur’an okuyan mü’min portakal gibidir<br />
<br />
Ebû Mûsa el-Eş’arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kur’an okuyan mü’min portakal gibidir: Kokusu hoş, tadı güzeldir. Kur’an okumayan mü’min hurma gibidir: Kokusu yoktur, tadı ise güzeldir. Kur’an okuyan münâfık fesleğen gibidir: Kokusu hoş fakat tadı acıdır. Kur’an okumayan münâfık Ebû Cehil karpuzu gibidir: Kokusu yoktur ve tadı da acıdır.” (Buhârî, Et’ime 30 Fezâilü’l-Kur’ân 17, Tevhîd 36)<br />
<br />
    Allah Teâlâ Kur’an ile yükseltir<br />
<br />
Ömer İbni Hattâb radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah şu Kur’an’la bazı kavimleri yükseltir; bazılarını da alçaltır.” (Müslim, Müsâfirîn 269)<br />
<br />
    Gıpta edilecek iki kişiden biri de Kur’an ile meşgul olandır<br />
<br />
İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sadece şu iki kimseye gıpta edilir: Biri Allah’ın kendisine Kur’an verdiği ve gece gündüz onunla meşgul olan kimse, diğeri Allah’ın kendisine mal verdiği ve bu malı gece gündüz O’nun yolunda harcayan kimse.” (Buhârî, İlm 15, Zekât 5, Ahkâm 3, Temennî 5, İ’tisâm 13, Tevhîd 45)<br />
<br />
    Kur’an huzur verir<br />
<br />
Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ şöyle dedi: Bir adam Kehf sûresini okuyordu.Yanında iki uzun iple bağlanmış bir at vardı. O adamın üzerini bir bulut kapladı ve yaklaşmaya başladı. Atı da o buluttan ürkmeye başlamıştı. Sabah olunca, adam Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e geldi ve bu durumu anlattı. Bunun üzerine Peygamberimiz:<br />
<br />
“O sekînedir; okuduğun için inmiştir” buyurdu. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 11)<br />
<br />
    Kur’an okunmayan ev harabedir<br />
<br />
İbni Abbâs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidir.” (Tirmizî, Fazâilü’l-Kur’ân 18)<br />
<br />
    Oku ve yüksel<br />
<br />
Abdullah İbni Amr İbni Âs radıyallahu anh’dan rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Her zaman Kur’an okuyan kimseye şöyle denecektir: Oku ve yüksel, dünyada tertîl ile okuduğun gibi burada da tertîl ile oku. Şüphesiz senin merteben, okuduğun âyetin son noktasındadır.” (Ebû Dâvûd, Vitr 20) <br />
<br />
    Ezberlediğiniz sureleri unutmayın<br />
<br />
Ebû Mûsa radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Şu Kur’an’ı hâfızanızda korumaya özen gösteriniz. Muhammed’in canını kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki Kur’an’ın hâfızadan çıkıp kaçması, bağlı devenin ipinden boşanıp kaçmasından daha hızlıdır.” (Buhârî, Fazâilü’l-Kur’ân 23)<br />
<br />
    Kur’an ilgisiz kalmaz<br />
<br />
İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kur’an hâfızı, bağlı devenin sâhibine benzer. Deve sahibi devesini sürekli gözetirse elinde tutar. Eğer onunla ilgilenmezse kaçıp gider.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 23)<br />
<br />
    Kur’an güzel okumak<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i:<br />
<br />
“Allah,  güzel sesli bir peygamberin, Kur’an’ı tegannî ile yüksek sesle okumasından hoşnut olduğu kadar hiçbir şeyden hoşnut olmamıştır” buyururken işittim, demiştir. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 19; Tevhîd 32)<br />
<br />
    Dâvûdi sesli Sahabe<br />
<br />
Ebû Mûsa el-Eş’arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Şüphesiz Dâvûd’a verilen güzel seslerden bir nağme de sana verilmiştir.”(Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 31)<br />
<br />
    Kur’an-ı Kerim’i Peygamberimizden daha güzel okuyan biri yoktur<br />
<br />
Berâ İbni Âzib radıyallahu anhümâ şöyle dedi:<br />
<br />
Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’i yatsı namazında “Ve’t-tîni ve’z-zeytûni” sûresini okurken dinledim. Ondan daha güzel sesli bir kimse işitmedim. (Buhârî, Ezân 102)<br />
<br />
    Kur’an’ı tegannî ile oku<br />
<br />
Ebû Lübâbe Beşîr İbni Abdülmünzir radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kur’an’ı tegannî ile okumayan kimse bizden değildir.” (Ebû Dâvûd, Vitr 20)<br />
<br />
    Peygamberimizin bana Kur’an oku dediği Sahabe<br />
<br />
Abdullah İbni Mesut radıyallahu anh  der ki: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
– ”Bana Kur’an oku” buyurdu.<br />
<br />
–Yâ Resûlallah! Kur’an sana indirilmişken ben sana nasıl Kur’an okurum? dedim.<br />
<br />
– ”Ben Kur’an’ı başkasından dinlemeyi gerçekten çok severim” buyurdular. Bunun üzerine ben kendilerine Nisâ sûresini okudum. “Her ümmetten gerçek bir şahit, seni de bunlara hakkıyla şahit getirdiğimiz zaman halleri nice olur” (âyet 41)  anlamındaki âyete gelince:<br />
<br />
– ”Şimdilik yeter” buyurdular. Kendisine dönüp baktım, iki gözünden yaşlar boşanıyordu. (Buhârî, Tefsîru sûre(4), 9; Fezâilü’l-Kur’ân 33, 35)<br />
<br />
    Kur’ân’ı tercih ediniz<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, Tebük Seferi’ne çıkarken Neccâroğulları’nın bayrağını Umâre bin Hazm’a vermişti. Daha sonra Zeyd bin Sabit’i görünce, bayrağı Umâre’den alıp ona verdi. Umâre radıyallâhu anh:<br />
<br />
“–Yâ Rasûlallah! Bana kızdınız mı?” diye sorunca Peygamber aleyhisselâm:<br />
<br />
“–Hayır! Vallâhi kızmadım! Fakat, siz de Kur’ân’ı tercih ediniz! Zeyd, Kur’ân’ı senden daha çok ezberlemiştir! Burnu kesik zenci köle bile olsa, Kur’ân’ı daha çok ezberlemiş olan kimse başkalarına tercih edilir!” buyurdu. Evs ve Hazrec kabîlelerine de, bayraklarını Kur’ân’ı daha çok ezberlemiş olan kimselere taşıtmalarını emretti. Bunun üzerine Avfoğulları’nın bayrağını Ebû Zeyd, Benî Selime’nin bayrağını da Muâz radıyallâhu anh taşıdı. (Vâkıdî, III, 1003)<br />
<br />
    Hiçbir peygambere verilmeyen iki nur<br />
<br />
İbni Abbas radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre, bir keresinde Cebrâil aleyhisselâm Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında oturmakta iken, Resûl-i Ekrem yukarı taraftan kapı gıcırtısına benzer bir ses işitti ve başını kaldırdı. Cebrâil:<br />
<br />
– Bu, şimdiye kadar hiçbir şekilde açılmayıp sadece bugün açılan bir gök kapısıdır, dedi. Peşinden o kapıdan bir melek indi. Bunun üzerine Cebrâil:<br />
<br />
– Bu, yeryüzüne inen bir melektir. Bugüne kadar hiç inmemişti, dedi. Melek selâm verdi ve Peygamberimiz’e şöyle dedi:<br />
<br />
– Müjde! Sana, senden önce hiçbir peygambere verilmeyen iki nur verildi. Biri Fâtiha sûresi, diğeri Bakara sûresinin son âyetleri. Bunlardan okuyacağın her harfe karşılık sana sevap ve ecir verilir. (Müslim, Müsâfirîn 254)<br />
<br />
    Kur’an okunan evi rahmet kaplar<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir cemaat Allah’ın evlerinden bir evde toplanır, Allah’ın kitabını okur ve aralarında müzakere ederlerse, üzerlerine sekînet iner, onları rahmet kaplar ve melekler etraflarını kuşatır. Allah Teâlâ da o kimseleri kendi nezdinde bulunanların arasında anar.” (Müslim, Zikr 38)<br />
<br />
    Kur’an’a sımsıkı sarılın<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Size, sımsıkı sarıldığınız müddetçe benden sonra sapıtmayacağınız iki mühim emânet bırakıyorum. Biri diğerinden daha büyüktür. O da Allâh’ın Kitâbı’dır! Kur’ân, semâdan yeryüzüne uzatılmış sağlam bir ip gibidir. Diğer emânet de âilem, Ehl-i Beyt’imdir. Kur’ân ve Ehl-i Beyt’im cennette Havuz’un başında benimle buluşuncaya kadar birbirlerinden ayrılmazlar. Benden sonra o ikisine karşı nasıl muâmelede bulunduğunuza iyi bakın, dikkat edin!” (Tirmizî, Menâkıb, 31/3788)<br />
<br />
    Huzûr-i kalp ile Kur’ân oku<br />
<br />
Hadîs-i şerîfte buyrulur:<br />
<br />
“Sizden birisi Rabbi ile münâcât ve mükâlemeyi (O’na yalvarıp O’nunla konuşmayı) severse huzûr-i kalp ile Kur’ân okusun.” (Suyûtî, I, 13/360)<br />
<br />
    Kur’an oku ve onunla amel et<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Kim Kur’ân-ı Kerîm’i okur ve onunla amel ederse, kıyâmet günü ebeveynine bir tâc giydirilir. Bu tâcın ışığı, güneş dünyâdaki bir eve konulduğunda onun vereceği ışıktan daha güzeldir. Öyleyse, Kur’ân-ı Kerîm ile bizzat amel edenin ışığı nasıl olur, düşünebiliyor musunuz?” (Ebû Dâvûd, Vitr, 14/1453)<br />
<br />
    Ticaretten daha karlı şey<br />
<br />
Ebû Ümâme radıyallâhu anh da şöyle anlatıyor: Birisi Peygamber sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz’e geldi ve:<br />
<br />
“–Yâ Rasûlallâh! Falan oğullarının hisselerini alıp sattım, şöyle şöyle kâr elde ettim.” dedi. Allâh Rasûlü sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“–Sana bundan daha kârlı bir şeyi haber vereyim mi?” dedi. Adam:<br />
<br />
“–Öyle bir şey var mı?” diye sordu. Rasûl-i Ekrem sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“–Kur’ân’dan on âyet öğrenen bir kimse senden daha kazançlıdır!” buyurdu. Bunun üzerine adam gitti ve hemen on âyet öğrenip geldi ve bunu Rasûlullâh’a bildirdi. (Heysemî, VII, 165)<br />
<br />
    Kur’ân, Al­lâh’ın zi­yâ­fe­ti­dir<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuştu:<br />
<br />
“Her zi­yâ­fet çe­ken, zi­yâ­fe­ti­ne (in­san­la­rın) gel­me­si­ni is­ter ve bun­dan mem­nun olur. Kur’ân da Al­lâh’ın zi­yâ­fe­ti­dir. On­dan uzak dur­ma­yı­nız.” (Dâ­ri­mî, Fe­zâ­ilü’l-Kur’ân, 1)<br />
<br />
    Kur’an ehli kimdir?<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“−Şüphesiz insanlardan Allâh’a yakın olanlar vardır!” buyurmuştu. Ashâb-ı kirâm:<br />
<br />
“−Ey Allâh’ın Rasûlü! Onlar kimlerdir?” diye sorunca Allâh Rasûlü sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“−Onlar, Kur’ân ehli, Allâh ehli ve Allâh’ın has kullarıdır!” (İbn-i Mâce, Mukaddime, 16)<br />
<br />
    Kur’an bilenlerin önceliği<br />
<br />
Uhud Harbi sonunda ashâb-ı kirâm:<br />
<br />
“−Yâ Rasûlallâh! Şehidlerimiz pek çok. Bize ne yapmamızı emir buyurursunuz?” diye sordular. Rasûl-i Ekrem sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“−Derin ve geniş kabirler kazınız, her kabre ikişer, üçer koyunuz!” buyurdu. Ashâb:<br />
<br />
“−Önce hangilerini koyalım?” diye sorunca Hazret-i Peygamber aleyhissalâtü vesselâm: “−En çok Kur’ân bileni önce koyunuz!” buyurdu. (Nesâî, Cenâiz, 86, 87, 90, 91)<br />
<br />
    Kur’ân’ı yaşayana cennet vardır<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Kim Kur’ân’ı okur, onu güzelce ezberler, helâlini helâl, haramını haram kabul eder ve bunlara uyarsa, Allâh bu sâyede o kimseyi cennetine koyar. Âilesinden hepsi cehennemi hak etmiş on kişiye şefaat etme hakkı verir.” (Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân, 13/2905; Ahmed, I, 148)<br />
<br />
    Kur’ân oku­yu­nuz<br />
<br />
Rasûlullah sallâllâhu aleyhi ve sellem, birgün Kur’ân âşıklarından Übey bin Kâ’b radıyallâhu anh’a hitâben:<br />
<br />
“–Allâh Teâlâ, «lem yekünillezine keferû» sûresini sana okumamı emir buyurdu.” dedi. Übey bin Kâ’b radıyallâhu anh: “–Allâh Teâlâ benim ismimi zikretti mi?” dedi. Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“–Evet!” buyurdu. Übey bin Kâ’b, bu ikrâm-ı ilâhî karşısında çok duygulandı ve içli içli ağladı. (Buhârî, Menâkıbu’l-Ensâr, 16, Tefsîr, 98/1, 3; Müslim, Müsâfirîn, 246)<br />
<br />
    Kur’ân bu­lu­nan bir kal­be azâp edilmez<br />
<br />
Hadîs-i şerîfte buyrulur:<br />
<br />
“Kur’ân oku­yu­nuz... Çün­kü Al­lâh, için­de Kur’ân bu­lu­nan bir kal­be azâp et­mez...” (Dâ­ri­mî, Fe­zâ­ilü’l-Kur’ân, 1)<br />
<br />
    Ümmetin en şereflileri<br />
<br />
Peygamber sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz buyrulur:<br />
<br />
“Ümmetimin en şereflileri, Kur’ân-ı Kerîm’i ezberleyen hâfızlar ve gecelerini ihyâ edenlerdir.” (Suyûtî, I, 36/1063)<br />
<br />
    Kur’ân bir zenginliktir<br />
<br />
Hazret-i Peygamber sallâllâhu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Kur’ân bir zenginliktir ki ondan sonra fakirlik olmaz (yâni ona sâhip olan en muazzam bir hazîneye sâhip olmuştur) ve ondan başka zenginlik de yoktur (yâni o ilâhî hazîne hiçbir maddî zenginlikle kıyas edilemez).” (Heysemî, VII, 158)<br />
<br />
    Kur’an Kerîm okumak Allah Teâlâ’yı zikirdir<br />
<br />
Bir hadîs-i kudsîde Azîz ve celîl olan Allâh Teâlâ:<br />
<br />
“Kur’ân-ı Kerîm okumak ve Ben’im zikrim, her kimi, Ben’den bir şey istemekten meşgul eder, geri bırakırsa, Ben ona, isteyenlere verdiğimden daha fazlasını veririm.” buyurmaktadır. (Tirmizî,  Fedâilu’l-Kur’ân, 25/2926)<br />
<br />
    Şifa Kur’ân’dadır<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem buyurmuşlardır:<br />
<br />
“Devânın en hayırlısı Kur’ân’dır.” (İbn-i Mâce, Tıb, 28)<br />
<br />
    Allah Teâlâ Kur'ân okuyanı dinler<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Allâh, geceleyin iki rekat namaz kılan (ve Kur’ân okuyan) bir kulu dinlediği kadar hiçbir şeyi dinlemez. Allâh’ın rahmeti, namazda olduğu müddetçe kulun başı üstüne saçılır. Kullar, Kur’ân’la hemhâl oldukları andaki kadar hiçbir zaman Allâh’a yaklaşmış olamazlar.” (Tirmizî,  Fedâilu’l-Kur’ân, 17/2911)<br />
<br />
    Kur’ân yeryüzünde nûr, gökyüzünde azıktır<br />
<br />
Ebû Zerr radıyallâhu anh:<br />
<br />
“−Yâ Rasûlallâh! Bana nasihatte bulun!” dediğinde Âlemlerin Efendisi:<br />
<br />
“−Kur’ân okumaya ve Allâh’ı zikretmeye bak, çünkü Kur’ân yeryüzünde senin için bir nûr, gökyüzünde de bir azıktır.” buyurmuştur. (İbn-i Hibbân, II, 78)<br />
<br />
    Çocuklarınızı üç hususta yetiştirin<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Çocuklarınızı üç hususta yetiştirin: Peygamber sevgisi, Ehl-i Beyt sevgisi ve Kur’ân kıraati… Çünkü hamele-i Kur’ân (yâni Kur’ân hafızları) hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyâmet gününde peygamberler ve asfiyâ (yâni safâya ermiş olan Allâh dostları) ile birlikte Arş’ın gölgesindedir.” (Münâvî, I, 226)<br />
<br />
    Kur’ânı küçük yaşlarda öğrenmek<br />
<br />
Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Kim Kur’ân’ı küçük yaşlarda öğrenirse Kur’ân onun etine ve kanına işler (Yâni Kur’ân’ın feyziyle nûrlanır.)”  (Ali el-Müttakî, I, 532)<br />
<br />
    Kur’an okuyanın kıyamette durumu<br />
<br />
Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) Kur’ân ehline ve âilesine şu güzel müjdeleri vermişlerdir:<br />
<br />
“Kıyamet günü kabir yarılıp Kur’ân’ı okuyan kişi dışarı çıktığında, Kur’ân onu rengi solmuş bir adam gibi karşılar. «Beni tanıyor musun?» diye sorar.<br />
<br />
Mü’min «Tanıyamadım» der.<br />
<br />
O şahıs, «Ben öğle sıcağında seni susuz, gece uykusuz bırakan arkadaşın Kur’ân’ım. Her tüccar ticaretinin peşindedir. Sen ise bugün her ticaretin peşinde olacaksın!» der. Hemen sağ eline saltanat, sol eline ebediyet verilir, başına vakar tâcı konur, anne-babasına hulleler giydirilir ki dünya ehli onlara kıymet biçemez veya bunlar dünya ve içindekilerden daha kıymetlidir.<br />
<br />
Onlar, «Bu değerli elbiseler bize niçin giydirildi?» diye sorarlar. «Çocuğunuzun Kur’ân’ı eline alması sebebiyle» denir.<br />
<br />
Sonra Kur’ân okuyan kişiye, «Oku ve cennetin dereceleri ve odaları arasında yüksel!» denir. O, ister hızlı, ister tertîl üzere olsun okumaya devam ettiği müddetçe yükselmeye devam eder.” (Ahmed, 5: 348; Dârimî, Fedâilü’l-Kur’ân, 15; Abdürrazzak, Musannef, 3: 373; İbn Ebî Şeybe, Musannef, 6: 129)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BAZI SÛRELERİ OKUMANIN FAZİLETİ HAKKINDA HADİSLER</span></span><br />
<br />
    Fatiha sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Saîd Râfi‘ İbni Muallâ radıyallahu anh  şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
– ”Mescidden çıkmazdan önce sana Kur’an’daki en büyük sûreyi öğreteyim mi?” buyurdu ve elimi tuttu. Çıkmak istediğimizde ben:<br />
<br />
–Yâ Resûlallah! Bana Kur’an’daki en büyük sûreyi sana öğreteyim mi demiştiniz? dedim. Bunun üzerine:<br />
<br />
– ”Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn’dir. O seb’ul-mesânîdir; bana verilen Kur’ân-ı Azîmdir” buyurdular. (Buhârî, Tefsîr 1; Fezâilü’l-Kur’ân 9)<br />
<br />
    İhlas sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Kul hüvallahü ahad” sûresi hakkında şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Canımı gücü ve kuvvetiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, bu sûre Kur’an’ın üçte birine denktir.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13)<br />
<br />
    Kur’an’ın üçte biri<br />
<br />
Bir başka rivayete göre:  Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabına şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sizden biriniz bir gecede Kur’an’ın üçte birini okumaktan âciz mi kalıyor?” Bu onlara gerçekten zor geldi ve:<br />
<br />
–Buna hangimizin gücü yeter ki yâ Resûlallah! dediler. Bunun üzerine Efendimiz: “Kul hüvellahü ahad Allahü’s-samed, Kur’an’ın üçte biridir” buyurdular. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13) Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, bir adam başka bir adamın “Kul hüvellahü ahad”’ı tekrar tekrar okuduğunu duydu. Sabah olunca Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelip bu durumu anlattı. Adamın kendisi bunu azımsıyordu. Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Canımı gücü ve kudretiyle elinde bulunduran Allah’a yemin ederim ki, o sûre Kur’an’ın üçte birine denktir” buyurdu. (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 13)<br />
<br />
    Felak ve Nâs surelerinin fazileti<br />
<br />
Ukbe İbni Âmir radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bu gece indirilen âyetleri görmedin mi? Onların benzerleri asla görülmemiştir: Kul eûzü birabbi’l-felak ve kul eûzü birabbi’n-nâs.” (Müslim, Müsâfirîn 264) Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh  şöyle dedi: Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem cinlerden ve göz değmesinden Allah’a sığınırdı. Nihayet Muavvizeteyn (Kul eûzü birabbi’l-felak ve kul eûzü birabbi’n-nâs) nâzil oldu. Ondan sonra Muavvizeteyn ile Allah’a sığınmaya başladı ve diğer duaları bıraktı. (Tirmizî, Tıb 16)<br />
<br />
    Tebareke suresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kur’an’da otuz ayetten ibaret bir sûre bir adama şefaat etti; neticede o kişi bağışlandı. O sûre: Tebârekellezî biyedihi’l-mülk’dür.” (Ebû Dâvud, Salât 327)<br />
<br />
    Amenerrasülü'nün fazileti<br />
<br />
Ebû Mes’ûd el-Bedrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bakara sûresinin sonundan iki âyeti geceleyin okuyan kimseye bunlar  yeter.” (Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 10, 27, 34)<br />
<br />
    Bakara sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Şüphesiz şeytan, içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar.”  (Müslim, Müsâfirîn 212)<br />
<br />
    Ayetel Kürsi'nin fazileti<br />
<br />
Übey İbni Kâ’b radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Ey Ebü’l-Münzir! Allah’ın kitabından ezberinde bulunan âyetlerden hangisinin daha büyük olduğunu biliyor musun?” diye sordu. Ben:<br />
<br />
–Allâhü lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyu’l-kayyûm, dedim. Bu cevabım üzerine elini göğsüme vurdu ve:<br />
<br />
– “İlim sana mübarek olsun, ey Ebü’l-Münzir” buyurdu. (Müslim, Müsâfirîn 258)<br />
<br />
    Âyetü’l-Kürsî bütün kötülüklerden korur<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh  şöyle dedi:<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem beni ramazan zekâtı olan sadaka-i fıtrı korumakla görevlendirmişti. Bir adam gelip yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Adamı tuttum ve:<br />
<br />
– Vallahi seni Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna götüreceğim, dedim. Adam:<br />
<br />
– Şüphesiz ben muhtacım, çoluğum çocuğum ve pek çok ihtiyacım var, dedi. Bunun üzerine ben adamı salıverdim. Sabaha çıkınca, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
– “Yâ Ebâ Hüreyre! Dün gece tutsağını ne yaptı?” buyurdu. Ben de:<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! İhtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu olduğunu söyledi, ben de acıdım ve salıverdim, dedim. Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
– “O sana yalan söyledi, tekrar gelecek” buyurdu. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bu sözü üzerine tekrar geleceğini anladım ve onu gözetlemeye koyuldum. Adam geldi ve yine yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Bunun üzerine:<br />
<br />
– Seni Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna çıkaracağım, dedim. Adam:<br />
<br />
– Beni bırak, çünkü ben gerçekten muhtacım. Çoluk çocuğum da var. Bir daha gelmem, dedi. Ben de acıdım ve salıverdim. Sabah olunca yine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
– “Yâ Ebâ Hüreyre! Dün gece tutsağın ne yaptı?” diye sordu. Ben de:<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! Bana yine ihtiyaç içinde bulunduğunu ve çoluk çocuğu olduğunu söyledi,  ben de acıdım ve salıverdim, dedim. Peygamberimiz:<br />
<br />
– “O kesinlikle sana yalan söyledi, ama tekrar gelecek” buyurdu. Ben de üçüncü defa gelmesini bekledim. Gerçekten geldi ve yine yiyecek şeylerden avuçlamaya başladı. Onu tekrar yakaladım ve:<br />
<br />
– Seni mutlaka Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in huzuruna çıkaracağım; artık bu üçüncü ve son gelişindir. Bir daha gelmeyeceğine söz veriyorsun sonra tekrar geliyorsun, dedim. Bu defa bana:<br />
<br />
– Beni bırak!  Allah’ın seni faydalandıracağı bazı kelimeleri ben sana öğreteyim, dedi. Ben:<br />
<br />
– O kelimeler nelerdir? dedim. O:<br />
<br />
– Yatağına girdiğinde Âyetü’l-kürsî’yi oku. O takdirde, senin yanında Allah tarafından sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana yaklaşamaz, dedi. Bunun üzerine ben onu salıverdim. Sabah olunca Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
– “Tutsağın dün gece ne yaptı?” diye sordu. Ben de:<br />
<br />
–Yâ Resûlallah! Allah’ın beni faydalandıracağı birtakım kelimeleri bana öğreteceğini söyledi, ben de onu salıverdim, dedim. Peygamber Efendimiz:<br />
<br />
– “O kelimeler neler?” diye sordu, ben de o kimsenin bana:<br />
<br />
–Yatağına girdiğin zaman Âyetü’l-kürsî’yi, “Allahü lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûm” âyetini başından sonuna kadar oku; senin yanında Allah tarafından sürekli bir koruyucu bulunur ve sabaha kadar şeytan sana asla  yaklaşamaz, dediğini söyledim. Bunun üzerine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
– “Bak hele! Kendisi yalancı olduğu halde bu sefer sana doğruyu söylemiş. Üç gecedir kiminle konuştuğunu biliyor musun, ey Ebû Hüreyre?” dedi. Ben:<br />
<br />
– Hayır, bilmiyorum, dedim. Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
– “O şeytandır” buyurdular. (Buhârî, Vekâlet 10, Fezâilü’l-Kur’ân 10, Bed’ü’l-halk 11)<br />
<br />
    Kehf sûresinin fazileti<br />
<br />
Ebü’d-Derdâ radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kehf sûresinin başından on âyet ezberleyen kimse deccâlden korunmuş olur.”<br />
<br />
Bir rivayette: “Kehf sûresinin sonundan” buyurulmuştur. (Müslim, Müsâfirîn, 257)<br />
<br />
    Haşr sûresinin fazileti<br />
<br />
Sabah ve akşam üç defa (besmeleden önce) “Eûzü billâhi’ssemîi’l-alîmi mine’ş-şeytâni’r-racîm” dedikten sonra Haşr sûresinin son üç âyetini okuyanlar için büyük müjdeler içeren hadisin sıhhat derecesiyle ilgili eleştiriler bulunmakla beraber özellikle sabah namazlarından sonra bu üç âyetin okunması gelenek haline gelmiştir. (bk. Tirmizî, “Sevâbü’l-Kur’ân”, 22; Müsned, V, 26; Dârimî, “Fezâilü’l-Kur’ân”, 22; Emin Işık, “a.g.m.”, XVI, 426)</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Üç Mescit Hadisi]]></title>
			<link>https://rt3.biz/showthread.php?tid=35785</link>
			<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 15:30:28 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rt3.biz/member.php?action=profile&uid=8">Afyonlu-Raşit</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rt3.biz/showthread.php?tid=35785</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Üç Mescit Hadisi</span></span><br />
<br />
Peygamber (s.a.v.) Efendimizin “Ancak üç mescidi ziyaret için yola çıkılır” dediği en faziletli mescitler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:</span></span><br />
<br />
“Ancak üç mescidi ziyaret için yola çıkılır; Mescid-i Haram, Mescid-i Aksâ ve benim şu mescidim!” (Buharî, Fadlus-Salâti fî Mescidi Mekke ve’l-Medîne, 6; Hac, 26; Savm, 67; Müslim, Hac, 288; Tirmizî, Salât, 243/326)<br />
<br />
“Bir kimsenin Mescid-i Haram, Mescid-i Aksâ ve benim şu Mescid’imin dışında herhangi bir mescitte namaz kılmak için husûsî bir yolculuk yapması gerekmez.” (Ahmed, III, 64; Heysemî, IV, 3)<br />
<br />
Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in bu sözleri, diğer tüm mescitlerin faziletinin birbirine eşit olduğunu beyan etmektedir. O hâlde tarihî ve kültürel seyahatler dışında daha fazla sevap kazanmak niyetiyle oralara gitmenin bir fayda yoktur. Fakat üç mescit diğerlerinden faziletlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadis şârihlerinden Hattâbî der ki:</span></span><br />
<br />
“Bu «yolculuk yapılmaz» cümlesi haber veren (ihbari) bir cümle olup, emir değildir. Bu lafızdan, üç mescitte namaz kılmak için yapılan nezrin (adağın) yerine getirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Yani peygamberlerin mescidi olan bu üç mescit dışında herhangi bir yer için yapılan nezre riayet etmek üzere yola çıkmak zorunlu değildir. Eğer bu üç mescidin dışında bir yerde namaz kılmak için adakta bulunulmuşsa, kişi, oraya gitmek ya da bulunduğu yerde namaz kılmak arasında muhayyer olup yolculuğa çıkmak zorunda değildir.<br />
<br />
Şeyhimiz Zeyneddin der ki: «Bu hadisin sadece mescitler ile alakalı olması en doğru vecihtir. Yani hadis, “Şu üç mescit dışında hiçbir mescit için yola çıkılmaz” anlamındadır. Mescitlerin dışında ilim tahsili, ticaret, gezinti, salih insanları, târihî mekânları, din kardeşleri ziyaret ve benzeri sebeplerle yapılan seyahatler, bu yasağa dâhil değildir».” (Aynî, Umdetü’l-Kârî, VII, 254)</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Üç Mescit Hadisi</span></span><br />
<br />
Peygamber (s.a.v.) Efendimizin “Ancak üç mescidi ziyaret için yola çıkılır” dediği en faziletli mescitler.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:</span></span><br />
<br />
“Ancak üç mescidi ziyaret için yola çıkılır; Mescid-i Haram, Mescid-i Aksâ ve benim şu mescidim!” (Buharî, Fadlus-Salâti fî Mescidi Mekke ve’l-Medîne, 6; Hac, 26; Savm, 67; Müslim, Hac, 288; Tirmizî, Salât, 243/326)<br />
<br />
“Bir kimsenin Mescid-i Haram, Mescid-i Aksâ ve benim şu Mescid’imin dışında herhangi bir mescitte namaz kılmak için husûsî bir yolculuk yapması gerekmez.” (Ahmed, III, 64; Heysemî, IV, 3)<br />
<br />
Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in bu sözleri, diğer tüm mescitlerin faziletinin birbirine eşit olduğunu beyan etmektedir. O hâlde tarihî ve kültürel seyahatler dışında daha fazla sevap kazanmak niyetiyle oralara gitmenin bir fayda yoktur. Fakat üç mescit diğerlerinden faziletlidir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadis şârihlerinden Hattâbî der ki:</span></span><br />
<br />
“Bu «yolculuk yapılmaz» cümlesi haber veren (ihbari) bir cümle olup, emir değildir. Bu lafızdan, üç mescitte namaz kılmak için yapılan nezrin (adağın) yerine getirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Yani peygamberlerin mescidi olan bu üç mescit dışında herhangi bir yer için yapılan nezre riayet etmek üzere yola çıkmak zorunlu değildir. Eğer bu üç mescidin dışında bir yerde namaz kılmak için adakta bulunulmuşsa, kişi, oraya gitmek ya da bulunduğu yerde namaz kılmak arasında muhayyer olup yolculuğa çıkmak zorunda değildir.<br />
<br />
Şeyhimiz Zeyneddin der ki: «Bu hadisin sadece mescitler ile alakalı olması en doğru vecihtir. Yani hadis, “Şu üç mescit dışında hiçbir mescit için yola çıkılmaz” anlamındadır. Mescitlerin dışında ilim tahsili, ticaret, gezinti, salih insanları, târihî mekânları, din kardeşleri ziyaret ve benzeri sebeplerle yapılan seyahatler, bu yasağa dâhil değildir».” (Aynî, Umdetü’l-Kârî, VII, 254)</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi’de Kılınan Namazın Fazileti]]></title>
			<link>https://rt3.biz/showthread.php?tid=35784</link>
			<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 15:26:22 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rt3.biz/member.php?action=profile&uid=8">Afyonlu-Raşit</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rt3.biz/showthread.php?tid=35784</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi’de Kılınan Namazın Fazileti</span></span><br />
<br />
Mescid-i Nebi ve Kâbe’de kılınan namazlar diğer yerlerde kılınan namazlara göre daha sevap mı oluyor? Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi’de kılınan namazın fazileti ve sevabı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:</span></span><br />
<br />
“Şu mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Haram hâriç diğer camilerde kılınan 1000 namazdan daha hayırlıdır.” (Buhârî, Fadlu’s-Salâti fî Mescidi Mekke ve’l-Medîne, 1)<br />
<br />
“Benim mescidimde kılınan bir namaz, onun dışındaki camilerde kılınan 1000 namazdan daha faziletlidir. Ancak Mescid-i Haram hâriç. Mescid-i Haram’da kılınan bir namaz ise onun dışındaki 100 bin namazdan daha faziletlidir.” (İbn-i Mâce, İkâme, 195; Ahmed, III, 343, 397)<br />
<br />
“…Mescid-i Haram’da kılınan bir namaz, burada (benim mescidimde) kılınan 100 namazdan daha faziletlidir.” (Ahmed, IV, 5)<br />
<br />
Hacca ve umreye giden kardeşlerimiz bütün vakit namazlarını Mescid-i Haram’da kılmaya gayret etmeli, bu fazileti kazanmalı, alışveriş, gezi gibi sebeplerle bu güzel fırsatı kaçırmamalıdır.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi’de Kılınan Namazın Fazileti</span></span><br />
<br />
Mescid-i Nebi ve Kâbe’de kılınan namazlar diğer yerlerde kılınan namazlara göre daha sevap mı oluyor? Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi’de kılınan namazın fazileti ve sevabı.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Rasûlullah Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:</span></span><br />
<br />
“Şu mescidimde kılınan bir namaz, Mescid-i Haram hâriç diğer camilerde kılınan 1000 namazdan daha hayırlıdır.” (Buhârî, Fadlu’s-Salâti fî Mescidi Mekke ve’l-Medîne, 1)<br />
<br />
“Benim mescidimde kılınan bir namaz, onun dışındaki camilerde kılınan 1000 namazdan daha faziletlidir. Ancak Mescid-i Haram hâriç. Mescid-i Haram’da kılınan bir namaz ise onun dışındaki 100 bin namazdan daha faziletlidir.” (İbn-i Mâce, İkâme, 195; Ahmed, III, 343, 397)<br />
<br />
“…Mescid-i Haram’da kılınan bir namaz, burada (benim mescidimde) kılınan 100 namazdan daha faziletlidir.” (Ahmed, IV, 5)<br />
<br />
Hacca ve umreye giden kardeşlerimiz bütün vakit namazlarını Mescid-i Haram’da kılmaya gayret etmeli, bu fazileti kazanmalı, alışveriş, gezi gibi sebeplerle bu güzel fırsatı kaçırmamalıdır.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[hava kapalı olursa (hilali görmenize mani olursa) ayı 29'a tamamlayın]]></title>
			<link>https://rt3.biz/showthread.php?tid=35536</link>
			<pubDate>Mon, 16 Mar 2026 23:09:42 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rt3.biz/member.php?action=profile&uid=8">Afyonlu-Raşit</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rt3.biz/showthread.php?tid=35536</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">"Hilali (Ramazan hilalini) görmedikçe oruca başlamayın. (Şevval) hilalini görmedikçe de oruca son vermeyin (bayram yapmayın). Şayet hava kapalı olursa (hilali görmenize mâni olursa) ayı 29'a tamamlayın."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Buhârî, Savm, 11; Müslim, Sıyam, 2, 3, 4, 19)</span></span><br />
<br />
Bu hadise göre bir ay kamerî aya göre 28 gündür. Ayın 14'ü gibi parlak" (veya "Ayın ondördü"), Türkçede<br />
dolunay evresindeki Ay'ın en aydınlık, en net ve en güzel halini ifade eden bir deyimdir. yani kameri ayın ortası, iki evre var ve 14 gün bir evre, iki evre 28 gün, 28 gün eder tam bir kameri ay.  Havanın kapalı olması durumu ise o gün içindi. Bugün iletişim imkânları mevcut, açık olan yerde havaya bakılır. Ama ay doğma ve batma saatleri gökyüzüne bakmak için uygun değil. Çünkü İstanbul'da ay batma saati 16:23 olduğu için daha oruç açılmadan ay batmış oluyor. Yani daha gündüzken ay battı ve altımıza geçiyor. Tepe noktasında gökyüzünde değil ay; dünya yuvarlak olduğu için ay batınca altımızda kalıyor. Gökyüzüne bakmak fayda etmez artık, ay ters tarafta. O yüzden "ayı görmedik" hikâyesi ve Ramazan'ı 29'a tamamlama hikâyesi fasa fiso olur. Zaten hiçbir yerde gözükmeyecek demektir bu. Başlangıcı esas alınca bugün pazartesi 16.03.2026, Ramazan'ın 28'iydi, yani Ramazan'ın son günü. Yarın bayram aslında. Alttaki resimlerde son hilal İstanbul'da hesaba göre batıda güneybatıda en son saat 16:20'lerde görülecekti. Bakabilen olsaydı aslında yarın bayram yani.<br />
<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://rt3.biz/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=197173" target="_blank" title="">Bayram Hangi Gün 1.jpg</a> (Boyut: 323.67 KB / İndirmeler: 32)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://rt3.biz/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=197175" target="_blank" title="">Bayram Hangi Gün 2.jpg</a> (Boyut: 227.95 KB / İndirmeler: 31)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://rt3.biz/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=197174" target="_blank" title="">Bayram Hangi Gün 3.png</a> (Boyut: 769.47 KB / İndirmeler: 28)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size">"Hilali (Ramazan hilalini) görmedikçe oruca başlamayın. (Şevval) hilalini görmedikçe de oruca son vermeyin (bayram yapmayın). Şayet hava kapalı olursa (hilali görmenize mâni olursa) ayı 29'a tamamlayın."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Buhârî, Savm, 11; Müslim, Sıyam, 2, 3, 4, 19)</span></span><br />
<br />
Bu hadise göre bir ay kamerî aya göre 28 gündür. Ayın 14'ü gibi parlak" (veya "Ayın ondördü"), Türkçede<br />
dolunay evresindeki Ay'ın en aydınlık, en net ve en güzel halini ifade eden bir deyimdir. yani kameri ayın ortası, iki evre var ve 14 gün bir evre, iki evre 28 gün, 28 gün eder tam bir kameri ay.  Havanın kapalı olması durumu ise o gün içindi. Bugün iletişim imkânları mevcut, açık olan yerde havaya bakılır. Ama ay doğma ve batma saatleri gökyüzüne bakmak için uygun değil. Çünkü İstanbul'da ay batma saati 16:23 olduğu için daha oruç açılmadan ay batmış oluyor. Yani daha gündüzken ay battı ve altımıza geçiyor. Tepe noktasında gökyüzünde değil ay; dünya yuvarlak olduğu için ay batınca altımızda kalıyor. Gökyüzüne bakmak fayda etmez artık, ay ters tarafta. O yüzden "ayı görmedik" hikâyesi ve Ramazan'ı 29'a tamamlama hikâyesi fasa fiso olur. Zaten hiçbir yerde gözükmeyecek demektir bu. Başlangıcı esas alınca bugün pazartesi 16.03.2026, Ramazan'ın 28'iydi, yani Ramazan'ın son günü. Yarın bayram aslında. Alttaki resimlerde son hilal İstanbul'da hesaba göre batıda güneybatıda en son saat 16:20'lerde görülecekti. Bakabilen olsaydı aslında yarın bayram yani.<br />
<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://rt3.biz/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=197173" target="_blank" title="">Bayram Hangi Gün 1.jpg</a> (Boyut: 323.67 KB / İndirmeler: 32)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://rt3.biz/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=197175" target="_blank" title="">Bayram Hangi Gün 2.jpg</a> (Boyut: 227.95 KB / İndirmeler: 31)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://rt3.biz/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=197174" target="_blank" title="">Bayram Hangi Gün 3.png</a> (Boyut: 769.47 KB / İndirmeler: 28)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[“Ben neyim, sen nesin?”]]></title>
			<link>https://rt3.biz/showthread.php?tid=35483</link>
			<pubDate>Fri, 20 Feb 2026 05:31:01 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rt3.biz/member.php?action=profile&uid=8">Afyonlu-Raşit</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rt3.biz/showthread.php?tid=35483</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">“Ben neyim, sen nesin?”</span></span><br />
<br />
Cenâb-ı Hak nefse demiş ki: “Ben neyim, sen nesin?”<br />
Nefis demiş: “Ben benim, Sen sensin.”<br />
Azap vermiş, cehenneme atmış, yine sormuş. Yine demiş: “Ben benim, Sen sensin.” Hangi nevi azâbı vermiş, enâniyetten yani benlik ve gururdan vazgeçmemiş.<br />
Sonra açlıkla azap vermiş. Yani aç bırakmış. Yine sormuş: “Ben neyim, sen nesin?”<br />
Nefis demiş: “Sen benim Rabb-i Rahîmimsin. Ben senin âciz bir abdinim.” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(El-Havbevî, Dürretüt’l-Vâizîn, s. 11.)</span></span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">“Ben neyim, sen nesin?”</span></span><br />
<br />
Cenâb-ı Hak nefse demiş ki: “Ben neyim, sen nesin?”<br />
Nefis demiş: “Ben benim, Sen sensin.”<br />
Azap vermiş, cehenneme atmış, yine sormuş. Yine demiş: “Ben benim, Sen sensin.” Hangi nevi azâbı vermiş, enâniyetten yani benlik ve gururdan vazgeçmemiş.<br />
Sonra açlıkla azap vermiş. Yani aç bırakmış. Yine sormuş: “Ben neyim, sen nesin?”<br />
Nefis demiş: “Sen benim Rabb-i Rahîmimsin. Ben senin âciz bir abdinim.” <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(El-Havbevî, Dürretüt’l-Vâizîn, s. 11.)</span></span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Allah'ın ve Resulü'nün Anıldığı Meclislerde Bulunmanın Fazileti İle İlgili Hadis]]></title>
			<link>https://rt3.biz/showthread.php?tid=35443</link>
			<pubDate>Sun, 01 Feb 2026 05:38:11 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rt3.biz/member.php?action=profile&uid=8">Afyonlu-Raşit</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rt3.biz/showthread.php?tid=35443</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'ın ve Resulü'nün Anıldığı Meclislerde Bulunmanın Fazileti İle İlgili Hadis</span></span><br />
<br />
Hadisi şerif kimleri müjdeliyor? Hadisi şerifi nasıl anlamalı ve amel etmeliyiz? Hadisi şeriften çıkarmamız gereken dersler nelerdir?<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah Teâlâ’nın yollarda dolaşıp zikredenleri tesbit eden melekleri vardır. Bunlar Cenâb-ı Hakk’ı zikreden bir topluluğa rastladıkları zaman birbirlerine “Gelin! Aradıklarınız burada!” diye seslenirler ve o zikredenleri dünya semâsına varıncaya kadar kanatlarıyla çevirip kuşatırlar. Bunun üzerine Allah Teâlâ, meleklerden daha iyi bildiği halde yine de onlara:<br />
<br />
- “Kullarım ne diyor?” diye sorar. Melekler:<br />
<br />
-  Sübhânallah diyerek seni ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan  tenzih ediyorlar, Allâhü ekber diye tekbir getiriyorlar, sana hamdediyorlar ve senin yüceliğini dile getiriyorlar, derler. Konuşma şöyle devam eder:<br />
<br />
- “Peki onlar beni gördüler mi ki?”<br />
<br />
- Hayır, vallahi seni görmediler.<br />
<br />
- “Beni görselerdi ne yaparlardı?”<br />
<br />
- Şayet seni görselerdi sana daha çok ibadet ederler, şânını daha fazla yüceltirler, ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni daha çok tenzih ederlerdi.<br />
<br />
- “Kullarım benden ne istiyorlar?”<br />
<br />
- Cennet istiyorlar.<br />
<br />
- “Cenneti görmüşler mi?”<br />
<br />
- Hayır, yâ Rabbi! Vallahi onlar cenneti görmediler.<br />
<br />
- “Ya cenneti görseler ne yaparlardı?”<br />
<br />
- Şayet cenneti görselerdi onu büyük bir iştiyakla isterlerdi, onu elde etmek için büyük gayret sarfederlerdi.<br />
<br />
- Bunlar Allah’a neden sığınıyorlar?”<br />
<br />
- Cehennemden sığınıyorlar.<br />
<br />
- “Peki cehennemi gördüler mi?”<br />
<br />
- Hayır, vallahi onlar cehennemi görmediler.<br />
<br />
- “Ya görseler ne yaparlardı?”<br />
<br />
- Şayet cehennemi görselerdi ondan daha çok kaçarlar, ondan pek fazla korkarlardı.<br />
<br />
Bunun üzerine Allah Teâlâ meleklerine:<br />
<br />
- “Sizi şahit tutarak söylüyorum ki, ben bu zikreden kullarımı bağışladım” buyurur. Meleklerden biri:<br />
<br />
- Onların arasında bulunan falan kimse esasen onlardan değildir. O buraya bir iş için gelip oturmuştu, deyince Allah Teâlâ şöyle buyurur:<br />
<br />
- “Orada oturanlar öyle iyi kimselerdir ki, onların arasında bulunan kötü olmaz.”(Buhârî, Daavât 66. Ayrıca bk. Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 251-252, 358-359)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Müslim’in bir rivayeti şöyledir:</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah Teâlâ’nın diğer meleklerden ayrı, sadece zikir meclislerini tesbit etmek üzere dolaşan melekleri vardır. Allah’ın zikredildiği bir meclis buldular mı, o kimselerin aralarına otururlar ve diğer melekleri oraya çağırarak  cemaatin arasındaki boş yerleri ve oradan dünya semasına kadar olan mesafeyi kanatlarıyla doldururlar. Zikredenler dağılınca onlar da semâya çıkarlar. Allah Teâlâ daha iyi bildiği halde onlara:<br />
<br />
- “Nereden geldiniz?” diye sorar. Melekler de:<br />
<br />
- Yeryüzündeki bazı kullarının yanından geldik. Onlar Sübhânallah diyerek ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni tenzih ediyorlar, Allâhü ekber diye tekbir getiriyorlar, lâ ilâhe illallah diyerek seni tehlil ediyorlar, elhamdülillâh diyerek sana hamdediyorlar ve senden istiyorlar, derler. (Konuşma şöyle devam eder):<br />
<br />
- “Benden ne istiyorlar?”<br />
<br />
- Cennetini istiyorlar.<br />
<br />
- “Cennetimi gördüler mi?”<br />
<br />
- Hayır, yâ Rabbi, görmediler.<br />
<br />
- “Ya cenneti görseler ne yaparlardı?”<br />
<br />
- Senden güvence isterlerdi.<br />
<br />
- Benden neden dolayı güvence isterlerdi?”<br />
<br />
- Cehenneminden yâ Rabbi.<br />
<br />
- “Peki benim cehennemimi gördüler mi?”<br />
<br />
- Hayır, görmediler.<br />
<br />
- “Ya görseler ne yaparlardı?”<br />
<br />
- Senden kendilerini bağışlamanı dilerlerdi.<br />
<br />
Bunun üzerine Allah Teâlâ şöyle buyurur:<br />
<br />
- “Ben onları affettim. İstediklerini onlara bağışladım. Güvence istedikleri konuda onlara güvence verdim.<br />
<br />
Bunun üzerine melekler:<br />
<br />
- Yâ Rabbi, çok günahkâr olan falan kul onların arasında bulunuyor. Oradan geçerken aralarına girip oturdu, derler. O zaman Allah Teâlâ şöyle buyurur:<br />
<br />
- “Onu da bağışladım. Onlar öyle bir topluluktur ki, onların arasında bulunan kötü olmaz.” (Müslim, Zikir 25. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 129)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadisi Nasıl Anlamalıyız?</span></span><br />
<br />
Hadisimiz Allah’ı zikretmenin değerini, zikredenlerin kıymetini pek çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır. “Allah’ı zikredenler” yani namaz kılan, Kur’an okuyan, hadis okuyan, Allah’a dua eden, ilim tahsil eden, ilmî sohbetler yapan kimseleri ziyaret etmek ve onların sohbetlerini dinlemek üzere vazifelendirilmiş melekler vardır. Hadisin bazı rivayetinde bu meleklerin, hafaza denilen koruyucu meleklerin dışında oldukları özellikle belirtilmektedir. Bunların dünya semâsına kadar, bir rivayete göre tâ arşa kadar birbirinin üstünde durdukları, bu bahtiyar insanları arayan diğer melekleri de haberdâr ettikleri, o zikir meclisindekilere kol kanat gerdikleri ve sohbetlerine kulak verdikleri belirtilmektedir.<br />
<br />
Allah Teâlâ kullarının ne yaptığını meleklerden daha iyi bildiği halde yine de onlara “Kullarım ne diyor?” diye sormakla bir nevi târizde bulunmaktadır. Bilindiği üzere Allah Teâlâ meleklerine yeryüzünde bir halife yaratacağını haber verdiği zaman melekler buna karşı çıkmışlar, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanı yaratmaya ne gerek var; zaten biz sana hamdü senâ ediyoruz, ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni tenzih ediyoruz, demişlerdi [Bakara sûresi (2), 30]. Cenâb-ı Hak kendisini zikreden kulları hakkında meleklere muhtelif sorular sorup onlardan cevaplar almak suretiyle âdetâ onlara, görüyorsunuz ya, kullarımın arasında işte böyleleri de var. Onlar beni zikretme hususunda meleklerden farksızdır, demiş olmaktadır. Hatta onlara, kullarım beni böyle samimiyetle zikrettiklerine göre, onlar da sizin gibi beni, cenneti, cehennemi görmüşler mi, diye ayrı ayrı sormak ve her birine, hayır görmediler, diye cevap verdirmek, görselerdi daha fazla zikrederlerdi, cehenneminden daha çok korkarlardı, dedirtmek suretiyle kullarının yaptığı zikrin değerine işaret buyurmaktadır. Cenâb-ı Hakk’ın meleklerini mahcup etmemek için söylemediği ve fakat onların çok iyi bildiği bir diğer husus da, bütün vazifeleri Allah’ı zikretmek olan meleklerin insanlar gibi şeytanın vesvesesine ve baştan çıkarmasına muhatap olmamasıdır. Allah’ı zikreden bu kimseler şeytanın bütün düzenlerini bertaraf ederek Allah’ın rızâsını kazanmak için orada toplandıklarına göre, onların Cenâb-ı Mevlâ katındaki yeri ve değeri çok üstündür. <br />
<br />
Cenneti ve cehennemi görmüşler mi, tarzındaki sorulardan, cennet ile cehennemin hâlen yaratılmış olduğu sonucunu çıkarmak da mümkündür.<br />
<br />
Bu hadîs-i şerîf, 1438 numaralı hadiste de gördüğümüz gibi ilâhî vaad ve müjdenin hoş bir örneğidir. Bilindiği üzere Allah Teâlâ  “Şayet (kulum) beni bir toplulukla beraber anarsa, ben de onu daha hayırlı bir topluluk içinde anarım” buyurmaktadır. Kendisini rızâsına uygun işlerle, zikir ve tesbihlerle anan kullarını, onlardan hoşnut olduğunu belirterek bağışlaması ne güzel bir tecellidir.<br />
<br />
Zikir meclisinde bulunmayı düşünmediği halde, her ne sebeple olursa olsun onların arasına katılmaktan dolayı ilâhî affa kavuşan insanın durumu, Allah’ı anıp zikreden kimselerle beraber olmanın kişiye kazandıracağı imkânı ve fazileti göstermektedir. Güzel koku satıcısının yanında bulunan kimse, koku satın almasa bile etrafa yayılan güzel kokulardan nasıl faydalanırsa, iyi insanlarla oturup kalkan kimse de şu veya bu şekilde onların iyiliklerinden istifade eder.<br />
<br />
Bir sonraki hadîs-i şerîf, bu hadisin özeti gibidir. Kendisini anıp zikredenlere Cenâb-ı Hakk’ın lutufları kısaca dile getirilmektedir. <br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadisten Çıkarmamız Gereken Dersler Nelerdir?</span></span><br />
<br />
    Allah Teâlâ kendisini anan kullarından hoşnut olur ve onları meleklerinin yanında anar.<br />
    Bazı meleklerin vazifesi Allah’ı anıp zikredenleri tesbit etmektir.<br />
    Melekler Allah’ı zikreden insanları sever ve onları himâye ederler.<br />
    Allah’ın anıldığı zikir meclislerinde bulunmak insana mânevî faydalar sağlar.<br />
    Cenâb-ı Hak kendisinden samimiyetle bağışlanma dileyen kullarını bağışlar ve onları korktuklarından emin kılar.<br />
<br />
Kaynak: Riyazüs Salihin</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'ın ve Resulü'nün Anıldığı Meclislerde Bulunmanın Fazileti İle İlgili Hadis</span></span><br />
<br />
Hadisi şerif kimleri müjdeliyor? Hadisi şerifi nasıl anlamalı ve amel etmeliyiz? Hadisi şeriften çıkarmamız gereken dersler nelerdir?<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah Teâlâ’nın yollarda dolaşıp zikredenleri tesbit eden melekleri vardır. Bunlar Cenâb-ı Hakk’ı zikreden bir topluluğa rastladıkları zaman birbirlerine “Gelin! Aradıklarınız burada!” diye seslenirler ve o zikredenleri dünya semâsına varıncaya kadar kanatlarıyla çevirip kuşatırlar. Bunun üzerine Allah Teâlâ, meleklerden daha iyi bildiği halde yine de onlara:<br />
<br />
- “Kullarım ne diyor?” diye sorar. Melekler:<br />
<br />
-  Sübhânallah diyerek seni ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan  tenzih ediyorlar, Allâhü ekber diye tekbir getiriyorlar, sana hamdediyorlar ve senin yüceliğini dile getiriyorlar, derler. Konuşma şöyle devam eder:<br />
<br />
- “Peki onlar beni gördüler mi ki?”<br />
<br />
- Hayır, vallahi seni görmediler.<br />
<br />
- “Beni görselerdi ne yaparlardı?”<br />
<br />
- Şayet seni görselerdi sana daha çok ibadet ederler, şânını daha fazla yüceltirler, ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni daha çok tenzih ederlerdi.<br />
<br />
- “Kullarım benden ne istiyorlar?”<br />
<br />
- Cennet istiyorlar.<br />
<br />
- “Cenneti görmüşler mi?”<br />
<br />
- Hayır, yâ Rabbi! Vallahi onlar cenneti görmediler.<br />
<br />
- “Ya cenneti görseler ne yaparlardı?”<br />
<br />
- Şayet cenneti görselerdi onu büyük bir iştiyakla isterlerdi, onu elde etmek için büyük gayret sarfederlerdi.<br />
<br />
- Bunlar Allah’a neden sığınıyorlar?”<br />
<br />
- Cehennemden sığınıyorlar.<br />
<br />
- “Peki cehennemi gördüler mi?”<br />
<br />
- Hayır, vallahi onlar cehennemi görmediler.<br />
<br />
- “Ya görseler ne yaparlardı?”<br />
<br />
- Şayet cehennemi görselerdi ondan daha çok kaçarlar, ondan pek fazla korkarlardı.<br />
<br />
Bunun üzerine Allah Teâlâ meleklerine:<br />
<br />
- “Sizi şahit tutarak söylüyorum ki, ben bu zikreden kullarımı bağışladım” buyurur. Meleklerden biri:<br />
<br />
- Onların arasında bulunan falan kimse esasen onlardan değildir. O buraya bir iş için gelip oturmuştu, deyince Allah Teâlâ şöyle buyurur:<br />
<br />
- “Orada oturanlar öyle iyi kimselerdir ki, onların arasında bulunan kötü olmaz.”(Buhârî, Daavât 66. Ayrıca bk. Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 251-252, 358-359)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Müslim’in bir rivayeti şöyledir:</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah Teâlâ’nın diğer meleklerden ayrı, sadece zikir meclislerini tesbit etmek üzere dolaşan melekleri vardır. Allah’ın zikredildiği bir meclis buldular mı, o kimselerin aralarına otururlar ve diğer melekleri oraya çağırarak  cemaatin arasındaki boş yerleri ve oradan dünya semasına kadar olan mesafeyi kanatlarıyla doldururlar. Zikredenler dağılınca onlar da semâya çıkarlar. Allah Teâlâ daha iyi bildiği halde onlara:<br />
<br />
- “Nereden geldiniz?” diye sorar. Melekler de:<br />
<br />
- Yeryüzündeki bazı kullarının yanından geldik. Onlar Sübhânallah diyerek ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni tenzih ediyorlar, Allâhü ekber diye tekbir getiriyorlar, lâ ilâhe illallah diyerek seni tehlil ediyorlar, elhamdülillâh diyerek sana hamdediyorlar ve senden istiyorlar, derler. (Konuşma şöyle devam eder):<br />
<br />
- “Benden ne istiyorlar?”<br />
<br />
- Cennetini istiyorlar.<br />
<br />
- “Cennetimi gördüler mi?”<br />
<br />
- Hayır, yâ Rabbi, görmediler.<br />
<br />
- “Ya cenneti görseler ne yaparlardı?”<br />
<br />
- Senden güvence isterlerdi.<br />
<br />
- Benden neden dolayı güvence isterlerdi?”<br />
<br />
- Cehenneminden yâ Rabbi.<br />
<br />
- “Peki benim cehennemimi gördüler mi?”<br />
<br />
- Hayır, görmediler.<br />
<br />
- “Ya görseler ne yaparlardı?”<br />
<br />
- Senden kendilerini bağışlamanı dilerlerdi.<br />
<br />
Bunun üzerine Allah Teâlâ şöyle buyurur:<br />
<br />
- “Ben onları affettim. İstediklerini onlara bağışladım. Güvence istedikleri konuda onlara güvence verdim.<br />
<br />
Bunun üzerine melekler:<br />
<br />
- Yâ Rabbi, çok günahkâr olan falan kul onların arasında bulunuyor. Oradan geçerken aralarına girip oturdu, derler. O zaman Allah Teâlâ şöyle buyurur:<br />
<br />
- “Onu da bağışladım. Onlar öyle bir topluluktur ki, onların arasında bulunan kötü olmaz.” (Müslim, Zikir 25. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 129)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadisi Nasıl Anlamalıyız?</span></span><br />
<br />
Hadisimiz Allah’ı zikretmenin değerini, zikredenlerin kıymetini pek çarpıcı bir şekilde ortaya koymaktadır. “Allah’ı zikredenler” yani namaz kılan, Kur’an okuyan, hadis okuyan, Allah’a dua eden, ilim tahsil eden, ilmî sohbetler yapan kimseleri ziyaret etmek ve onların sohbetlerini dinlemek üzere vazifelendirilmiş melekler vardır. Hadisin bazı rivayetinde bu meleklerin, hafaza denilen koruyucu meleklerin dışında oldukları özellikle belirtilmektedir. Bunların dünya semâsına kadar, bir rivayete göre tâ arşa kadar birbirinin üstünde durdukları, bu bahtiyar insanları arayan diğer melekleri de haberdâr ettikleri, o zikir meclisindekilere kol kanat gerdikleri ve sohbetlerine kulak verdikleri belirtilmektedir.<br />
<br />
Allah Teâlâ kullarının ne yaptığını meleklerden daha iyi bildiği halde yine de onlara “Kullarım ne diyor?” diye sormakla bir nevi târizde bulunmaktadır. Bilindiği üzere Allah Teâlâ meleklerine yeryüzünde bir halife yaratacağını haber verdiği zaman melekler buna karşı çıkmışlar, yeryüzünde fesat çıkaracak, orada kan dökecek insanı yaratmaya ne gerek var; zaten biz sana hamdü senâ ediyoruz, ulûhiyyetine yakışmayan sıfatlardan seni tenzih ediyoruz, demişlerdi [Bakara sûresi (2), 30]. Cenâb-ı Hak kendisini zikreden kulları hakkında meleklere muhtelif sorular sorup onlardan cevaplar almak suretiyle âdetâ onlara, görüyorsunuz ya, kullarımın arasında işte böyleleri de var. Onlar beni zikretme hususunda meleklerden farksızdır, demiş olmaktadır. Hatta onlara, kullarım beni böyle samimiyetle zikrettiklerine göre, onlar da sizin gibi beni, cenneti, cehennemi görmüşler mi, diye ayrı ayrı sormak ve her birine, hayır görmediler, diye cevap verdirmek, görselerdi daha fazla zikrederlerdi, cehenneminden daha çok korkarlardı, dedirtmek suretiyle kullarının yaptığı zikrin değerine işaret buyurmaktadır. Cenâb-ı Hakk’ın meleklerini mahcup etmemek için söylemediği ve fakat onların çok iyi bildiği bir diğer husus da, bütün vazifeleri Allah’ı zikretmek olan meleklerin insanlar gibi şeytanın vesvesesine ve baştan çıkarmasına muhatap olmamasıdır. Allah’ı zikreden bu kimseler şeytanın bütün düzenlerini bertaraf ederek Allah’ın rızâsını kazanmak için orada toplandıklarına göre, onların Cenâb-ı Mevlâ katındaki yeri ve değeri çok üstündür. <br />
<br />
Cenneti ve cehennemi görmüşler mi, tarzındaki sorulardan, cennet ile cehennemin hâlen yaratılmış olduğu sonucunu çıkarmak da mümkündür.<br />
<br />
Bu hadîs-i şerîf, 1438 numaralı hadiste de gördüğümüz gibi ilâhî vaad ve müjdenin hoş bir örneğidir. Bilindiği üzere Allah Teâlâ  “Şayet (kulum) beni bir toplulukla beraber anarsa, ben de onu daha hayırlı bir topluluk içinde anarım” buyurmaktadır. Kendisini rızâsına uygun işlerle, zikir ve tesbihlerle anan kullarını, onlardan hoşnut olduğunu belirterek bağışlaması ne güzel bir tecellidir.<br />
<br />
Zikir meclisinde bulunmayı düşünmediği halde, her ne sebeple olursa olsun onların arasına katılmaktan dolayı ilâhî affa kavuşan insanın durumu, Allah’ı anıp zikreden kimselerle beraber olmanın kişiye kazandıracağı imkânı ve fazileti göstermektedir. Güzel koku satıcısının yanında bulunan kimse, koku satın almasa bile etrafa yayılan güzel kokulardan nasıl faydalanırsa, iyi insanlarla oturup kalkan kimse de şu veya bu şekilde onların iyiliklerinden istifade eder.<br />
<br />
Bir sonraki hadîs-i şerîf, bu hadisin özeti gibidir. Kendisini anıp zikredenlere Cenâb-ı Hakk’ın lutufları kısaca dile getirilmektedir. <br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadisten Çıkarmamız Gereken Dersler Nelerdir?</span></span><br />
<br />
    Allah Teâlâ kendisini anan kullarından hoşnut olur ve onları meleklerinin yanında anar.<br />
    Bazı meleklerin vazifesi Allah’ı anıp zikredenleri tesbit etmektir.<br />
    Melekler Allah’ı zikreden insanları sever ve onları himâye ederler.<br />
    Allah’ın anıldığı zikir meclislerinde bulunmak insana mânevî faydalar sağlar.<br />
    Cenâb-ı Hak kendisinden samimiyetle bağışlanma dileyen kullarını bağışlar ve onları korktuklarından emin kılar.<br />
<br />
Kaynak: Riyazüs Salihin</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hadisler 1]]></title>
			<link>https://rt3.biz/showthread.php?tid=35436</link>
			<pubDate>Sat, 31 Jan 2026 17:09:30 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rt3.biz/member.php?action=profile&uid=8">Afyonlu-Raşit</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rt3.biz/showthread.php?tid=35436</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Cündeb el-Kasrî"den işitildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Her kim sabah namazını kılarsa, o kimse Allah"ın koruması altındadır.”<br />
<br />
(M1494 Müslim, Mesâcid, 262)<br />
<br />
***<br />
<br />
Abdullah b. Ömer"den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “İkindi namazını kaçıran kimse, sanki ailesini ve malını yitirmiş gibidir.”<br />
<br />
(B552 Buhârî, Mevâkîtü"s-salât, 14; M1417 Müslim, Mesâcid, 200)<br />
<br />
***<br />
<br />
Ebû Hüreyre"nin işittiğine göre, Resûlullah (sav) bir defasında şöyle demiştir: “Birinizin kapısının önünden bir nehir geçse ve onda her gün beş defa yıkansa, bu o kimsenin kirinden bir şey bırakır mı, ne dersiniz?” Sahâbîler, “Onun kirinden hiçbir şey bırakmaz.” demişler, bunun üzerine Resûlullah, “İşte beş vakit namaz da böyledir! Allah onlarla günahları yok eder.” buyurmuştur.<br />
<br />
(B528 Buhârî, Mevâkîtü"s-salât, 6)<br />
<br />
***<br />
<br />
Saîd b. Müseyyeb"in Ebû Katâde b. Rib"î"den naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Yüce Allah şöyle buyurdu: "Senin ümmetine beş vakit namazı farz kıldım ve onları, vaktinde ve hakkını vererek kılanları cennete koyacağımı kendi katımda vaad ettim. Namazları düzenli kılmayanlar için ise katımda böyle bir vaad yoktur."”<br />
<br />
(D430 Ebû Dâvûd, Salât, 9)</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size">Cündeb el-Kasrî"den işitildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Her kim sabah namazını kılarsa, o kimse Allah"ın koruması altındadır.”<br />
<br />
(M1494 Müslim, Mesâcid, 262)<br />
<br />
***<br />
<br />
Abdullah b. Ömer"den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “İkindi namazını kaçıran kimse, sanki ailesini ve malını yitirmiş gibidir.”<br />
<br />
(B552 Buhârî, Mevâkîtü"s-salât, 14; M1417 Müslim, Mesâcid, 200)<br />
<br />
***<br />
<br />
Ebû Hüreyre"nin işittiğine göre, Resûlullah (sav) bir defasında şöyle demiştir: “Birinizin kapısının önünden bir nehir geçse ve onda her gün beş defa yıkansa, bu o kimsenin kirinden bir şey bırakır mı, ne dersiniz?” Sahâbîler, “Onun kirinden hiçbir şey bırakmaz.” demişler, bunun üzerine Resûlullah, “İşte beş vakit namaz da böyledir! Allah onlarla günahları yok eder.” buyurmuştur.<br />
<br />
(B528 Buhârî, Mevâkîtü"s-salât, 6)<br />
<br />
***<br />
<br />
Saîd b. Müseyyeb"in Ebû Katâde b. Rib"î"den naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Yüce Allah şöyle buyurdu: "Senin ümmetine beş vakit namazı farz kıldım ve onları, vaktinde ve hakkını vererek kılanları cennete koyacağımı kendi katımda vaad ettim. Namazları düzenli kılmayanlar için ise katımda böyle bir vaad yoktur."”<br />
<br />
(D430 Ebû Dâvûd, Salât, 9)</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Allah'ın melekleri vardır; virdi olan kimselerin, virdini çekemediği günlerde]]></title>
			<link>https://rt3.biz/showthread.php?tid=35434</link>
			<pubDate>Sat, 31 Jan 2026 13:52:38 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rt3.biz/member.php?action=profile&uid=8">Afyonlu-Raşit</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rt3.biz/showthread.php?tid=35434</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Allah'ın melekleri vardır; virdi olan kimselerin, virdini çekemediği günlerde, onların yerine virdini çekerler de onlar çekmiş gibi faziletine kavuşurlar." hadisi ve kaynaklarını yazar mısınız?</span></span><br />
<br />
Sorduğunuz konuyla ilgili hadis literatüründe ve İslam alimlerinin açıklamalarında iki temel boyut bulunmaktadır: Birincisi, mazeret nedeniyle yapılamayan ibadetlerin sevabının aynen yazılacağı; ikincisi ise meleklerin bu amelleri tamamlamasıyla ilgili rivayetlerdir.<br />
<br />
İstediğiniz hususla ilgili kaynaklar ve açıklamalar şöyledir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Temel İlke: "Aynen Yapmış Gibi Sevap Yazılması" (Sahih Kaynaklar)</span></span><br />
<br />
İslam hukukunda ve hadislerde bir kimse bir ameli adet haline getirmişse (vird edinmişse), hastalık veya yolculuk gibi bir engel çıktığında Allah ona yapmış gibi sevap yazar. Bu konuda en sağlam kaynak Buhârî'dir:<br />
<br />
    Buhârî Rivayeti: "Bir kul hastalanır veya yolculuğa çıkarsa, sıhhatli ve mukim iken yapmakta olduğu amellerin sevabı aynen kendisine yazılır." (Buhârî, Cihâd, 134)<br />
<br />
    Müslim Rivayeti: "Bir kimse, gece okuduğu virdini veya bir kısmını uykuda kalması gibi bir sebeple okuyamaz da, onu sabah namazı ile öğle namazı arasında okursa, sanki onu gece okumuş gibi sevap yazılır." (Müslim, Müsâfirîn, 142; Ebû Dâvûd, Tatavvu, 19)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Meleklerin Virdi Tamamlaması Meselesi</span></span><br />
<br />
Sizin belirttiğiniz "kişi çekmediğinde meleklerin onun yerine virdini çekmesi" ifadesi, daha çok faziletlere dair eserlerde (Fezâilü'l-Amâl) ve tasavvufi şerhlerde yer alan bir müjdedir. Bu konuda nakledilen bazı rivayetler şöyledir:<br />
<br />
    Deylemî'nin Müsnedü'l-Firdevs'inde ve bazı zühd kitaplarında geçen bir rivayete göre: Bir kul, bir zikri veya ibadeti kendine vird edinir de (uyku, unutma veya hastalık gibi) bir mazeretle yapamazsa, melekler o ameli onun yerine yerine getirirler ve sevabı o kula yazılır.<br />
<br />
    İmam Gazali (İhyâ): İmam Gazali ve birçok sufi alim, melaikenin müminlere olan yardımını anlatırken; Allah’ın, virdine sadık kalan kulları için mazeretli oldukları günlerde bu ibadeti melekler aracılığıyla tamamlatacağını ifade ederler. Bu, kulun niyetindeki sadakatin bir ödülüdür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Kaynak Özetleri</span></span><br />
<br />
Eğer bu hadisin izini sürüyorsanız, şu kaynaklara bakabilirsiniz:<br />
<br />
    Buhârî, Sahih (Cihâd Bölümü): Mazeret halindeki amellerin devamlılığı hakkında.<br />
<br />
    Müslim, Sahih (Müsâfirîn Bölümü): Virdin kaza edilmesi ve aynı sevabın alınması hakkında.<br />
<br />
    Ebû Dâvûd, Sünen: Gece virdini kaçıranın gündüz tamamlaması hakkında.<br />
<br />
    İmam Gazalî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn: (Virdlerin fazileti ve meleklerin yardımı bölümlerinde bu konuya işari olarak değinilir).<br />
<br />
    Kurtubî Tefsiri: "Şüphesiz 'Rabbimiz Allah'tır' deyip sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner..." (Fussilet, 30) ayetinin tefsirinde, meleklerin bu müminlere ibadetlerinde de destek ve yoldaş oldukları anlatılırken bu tür rivayetlere yer verilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Özetle:</span></span> Bir kişi "virdim var" deyip buna niyet eder ve bunu adet haline getirirse, elinde olmayan sebeplerle yapamadığında Allah’ın rahmetiyle o günün sevabından mahrum kalmaz. Meleklerin o kulun yerine bu tesbihatı devam ettirmesi, Allah'ın o kuluna bir ikramı ve sadakatinin bir karşılığı olarak zikredilir.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Allah'ın melekleri vardır; virdi olan kimselerin, virdini çekemediği günlerde, onların yerine virdini çekerler de onlar çekmiş gibi faziletine kavuşurlar." hadisi ve kaynaklarını yazar mısınız?</span></span><br />
<br />
Sorduğunuz konuyla ilgili hadis literatüründe ve İslam alimlerinin açıklamalarında iki temel boyut bulunmaktadır: Birincisi, mazeret nedeniyle yapılamayan ibadetlerin sevabının aynen yazılacağı; ikincisi ise meleklerin bu amelleri tamamlamasıyla ilgili rivayetlerdir.<br />
<br />
İstediğiniz hususla ilgili kaynaklar ve açıklamalar şöyledir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Temel İlke: "Aynen Yapmış Gibi Sevap Yazılması" (Sahih Kaynaklar)</span></span><br />
<br />
İslam hukukunda ve hadislerde bir kimse bir ameli adet haline getirmişse (vird edinmişse), hastalık veya yolculuk gibi bir engel çıktığında Allah ona yapmış gibi sevap yazar. Bu konuda en sağlam kaynak Buhârî'dir:<br />
<br />
    Buhârî Rivayeti: "Bir kul hastalanır veya yolculuğa çıkarsa, sıhhatli ve mukim iken yapmakta olduğu amellerin sevabı aynen kendisine yazılır." (Buhârî, Cihâd, 134)<br />
<br />
    Müslim Rivayeti: "Bir kimse, gece okuduğu virdini veya bir kısmını uykuda kalması gibi bir sebeple okuyamaz da, onu sabah namazı ile öğle namazı arasında okursa, sanki onu gece okumuş gibi sevap yazılır." (Müslim, Müsâfirîn, 142; Ebû Dâvûd, Tatavvu, 19)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Meleklerin Virdi Tamamlaması Meselesi</span></span><br />
<br />
Sizin belirttiğiniz "kişi çekmediğinde meleklerin onun yerine virdini çekmesi" ifadesi, daha çok faziletlere dair eserlerde (Fezâilü'l-Amâl) ve tasavvufi şerhlerde yer alan bir müjdedir. Bu konuda nakledilen bazı rivayetler şöyledir:<br />
<br />
    Deylemî'nin Müsnedü'l-Firdevs'inde ve bazı zühd kitaplarında geçen bir rivayete göre: Bir kul, bir zikri veya ibadeti kendine vird edinir de (uyku, unutma veya hastalık gibi) bir mazeretle yapamazsa, melekler o ameli onun yerine yerine getirirler ve sevabı o kula yazılır.<br />
<br />
    İmam Gazali (İhyâ): İmam Gazali ve birçok sufi alim, melaikenin müminlere olan yardımını anlatırken; Allah’ın, virdine sadık kalan kulları için mazeretli oldukları günlerde bu ibadeti melekler aracılığıyla tamamlatacağını ifade ederler. Bu, kulun niyetindeki sadakatin bir ödülüdür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Kaynak Özetleri</span></span><br />
<br />
Eğer bu hadisin izini sürüyorsanız, şu kaynaklara bakabilirsiniz:<br />
<br />
    Buhârî, Sahih (Cihâd Bölümü): Mazeret halindeki amellerin devamlılığı hakkında.<br />
<br />
    Müslim, Sahih (Müsâfirîn Bölümü): Virdin kaza edilmesi ve aynı sevabın alınması hakkında.<br />
<br />
    Ebû Dâvûd, Sünen: Gece virdini kaçıranın gündüz tamamlaması hakkında.<br />
<br />
    İmam Gazalî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn: (Virdlerin fazileti ve meleklerin yardımı bölümlerinde bu konuya işari olarak değinilir).<br />
<br />
    Kurtubî Tefsiri: "Şüphesiz 'Rabbimiz Allah'tır' deyip sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner..." (Fussilet, 30) ayetinin tefsirinde, meleklerin bu müminlere ibadetlerinde de destek ve yoldaş oldukları anlatılırken bu tür rivayetlere yer verilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Özetle:</span></span> Bir kişi "virdim var" deyip buna niyet eder ve bunu adet haline getirirse, elinde olmayan sebeplerle yapamadığında Allah’ın rahmetiyle o günün sevabından mahrum kalmaz. Meleklerin o kulun yerine bu tesbihatı devam ettirmesi, Allah'ın o kuluna bir ikramı ve sadakatinin bir karşılığı olarak zikredilir.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Her kim sabah namazını kılarsa Allah’ın himayesinde dir]]></title>
			<link>https://rt3.biz/showthread.php?tid=35433</link>
			<pubDate>Sat, 31 Jan 2026 13:42:03 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rt3.biz/member.php?action=profile&uid=8">Afyonlu-Raşit</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rt3.biz/showthread.php?tid=35433</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
"Her kim sabah namazını kılarsa, o kimse Allah’ın koruması (zimmetinde) altındadır..."<br />
<br />
Müslim: Mesâcid, 261 (Hadis no: 657).<br />
<br />
Tirmizî: Salât, 227; Fiten, 6.<br />
<br />
İbn Mâce: Fiten, 6.<br />
<br />
Ahmed b. Hanbel: Müsned, IV, 312; V, 110.<br />
<br />
Taberânî: el-Mu’cemü’l-Kebîr.</span></div>
<br />
<br />
<br />
Soru Detayı<br />
<br />
- Sabah namazını kılan kimse Allah’ın himayesindedir, hadisinde geçen, Allah’ın himayesinde olmak, ne demektir?<br />
Cevap<br />
<br />
Değerli kardeşimiz,<br />
<br />
İlgili hadis şöyledir:<br />
<br />
Cündüb İbni Abdullah (ra)’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (asm) şöyle buyurdu:<br />
<br />
    «منْ صَلَّى صَلاةَ الصُّبحِ فَهُوَ فِي ذِمةِ اللَّه فَلا يطْلُبنَّكُمْ اللَّهُ مِنْ ذِمَّتِهِ بِشَيْءٍ ، فَإِنَّهُ منْ يَطْلُبْهُ مِنْ ذِمَّتِهِ بِشَيْءٍ يُدرِكْه ، ثُمَّ يكُبُّهُ عَلَى وجْهِهِ في نَارِ جَهَنَّم »<br />
<br />
    “Sabah namazını kılan kimse Allah’ın himayesindedir. Allah, bizzat himayesinde olan bir konuda sizi sorguya çekmesin. Allah, himayesindeki bir konudan sorguya çektiği kimseyi cezalandırır, sonra da onu yüzüstü cehenneme atar.” (Müslim, Mesâcid 262; Tirmizî, Salât 51, Fiten 6; İbn Mâce, Fiten 6)<br />
<br />
Allahualem, hadiste, namazın önemine işaret edilmiş ve -kendi içinde farklı bir niyet taşısa bile- namaz kılan kimsenin mutlak manada mümin kabul edilmesi gerektiğine dikkat çekilmiştir. Yani namazın bir iman alameti, bir İslam nişanesi olduğuna, bu sebeple namaz kılan kimsenin mümin olduğuna ve müminin hukukuna riayet etmenin önemine, ona haksızlık yapmanın ise büyük günah olduğuna vurgu yapılmıştır.<br />
<br />
Buna göre, hadisin manasını iki şekilde anlamak mümkündür:<br />
<br />
a. Müminin hak ve hukukuna verilen önem<br />
<br />
“Sabah namazını kılan kimse -Allah’a itaat eden bir mümin olarak- Allah’ın himayesindedir. Sakın, Allah’ın himayesine ve emanına aldığı bir kimseye eziyet etmeye ve haksızlık / kötülük yapmaya kalkmayın ki, Allah, bizzat kendi himayesinde olan bir konuda sizi sorguya çekmesin. -İyi bilesiniz ki- Allah, kendi himayesinde olan bir konudan sorguya çektiği kimseyi cezalandırır, sonra da onu yüzüstü cehenneme atar.”<br />
<br />
Hadiste sabah namazının zikredilmesinin sebebi, bu vakitte kalkmanın güçlüğü ve güneş doğmadan uyanmış olmanın faziletinden dolayıdır. Hadisin bir başka rivayetinde “cemaatle kılma” kaydı da bulunmaktadır ki, sevabı çok ve fazileti yüksek olan budur.<br />
<br />
b. Namazın hukukuna yapılan vurgu<br />
<br />
Bazı alimler hadisten şunu da anlamışlar:<br />
<br />
Namaz Allah’ın zimmetidir, himayesidir, korunağıdır. Namaz kılan kimse bu koruğnağın içinde yer alır ve korunmaya alınmış olur. Namazı terk eden kimse ise Allah’ın bu himayesini / korumasını, zimmetini elinin tersiyle itmiş olur ve böylece iman vesikasıyla bağlandığı İlahî akdi bozmuş olur. İşte hadiste bu akdi bozanların kötü akıbetinden haber vermektedir. (bk. Tuhfet’u’l-Ahvezî, ilgili hadisin şerhi)<br />
<br />
Sabah namazı vaktinde kalkmak, Müslümanlar için çok büyük önemi haizdir. Çünkü günün en bereketli saati ve rızıkların taksim olunduğu zaman dilimi olarak adlandırılan seher vakti, duanın, ibadet ve tâatin en makbul olduğu, rızık talebi için bütün canlıların yeryüzüne yayıldığı bir an olmanın yanında, insan sağlığı için de büyük önem taşımaktadır. Ayrıca kâfirlerin ve münafıkların uyku vakti olarak bilindiğinden dolayı onlara muhalefet etmek için de uyanıklık tavsiye olunmuştur. İslam ordularının hareketi, düşman üzerine yürümeleri ve zafere ulaşmalarının çok kere sabahın erken saatlerinde oluşu tesadüfî değil, iradeli bir davranışın sonucudur.<br />
<br />
Allah'ın zimmetinde olmak, dünyada ve ahirette onun koruması, himayesi, kefalet ve teminatı altında olmak anlamlarına gelir. Bir insan Allah'a verdiği sözü yerine getirmez, yapmaya güç yetirebileceği işleri yapmaz, iyi ve güzel davranışlarda bulunmazsa bundan dolayı hesaba çekilir. Allah'ın kişiyi huzuruna istemesi, onu hesaba çekmesi anlamına gelir. Kulluk şuuru dediğimiz şey, hesaba hazır olmamızı gerektirir. İşte Resûl-i Ekrem (asm)'in bize hatırlattığı bunlardır.<br />
<br />
Özetle:<br />
<br />
1. Hadis, sabah namazını cemaatle kılmaya ve erken uyanmaya teşvik etmektedir. Sabah namazı vaktinde uyanmalı ve namazı cemaatle kılmaya özen göstermeliyiz.<br />
<br />
2. Allah ve Resûlü (asm)'in emir ve tavsiyelerine uymak, bizi hem bu dünyada hem ahiret hayatında huzura kavuşturur; Allah'ın koruması ve emniyeti altında olmamızı sağlar.<br />
<br />
3. Ahdini yerine getirmeyen, mü’minliğin gereğini yapmayan ve Allah’a verdiği sözü tutmayan kimse cehennemi hakeder. Allah'ın huzurunda hesaba çekilmezden önce, hesabımızı iyi yapmamız gerekir. (bk. Riyazü’s-Sâlihîn Tercüme ve Şerhi, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Erkam Yay., H. No: 234, 390, 1051)<br />
<br />
"Sabah Namazını Kılan Kimse Allah'ın Himayesindedir" Hadisi<br />
<br />
Sabah namazının önemi ve fazileti nedir? "Sabah namazını kılan kimse Allah'ın (c.c) himayesindedir" hadisini nasıl anlamalıyız? Hadisi şeriften çıkarmamız gereken dersler nelerdir?<br />
<br />
Cündüb İbni Abdullah radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sabah namazını kılan kimse Allah’ın himâyesindedir. Allah, bizzat himâyesinde olan bir konuda sizi sorguya çekmesin. Allah, himâyesindeki bir konudan sorguya çektiği kimseyi cezalandırır, sonra da onu yüzüstü cehenneme atar.” (Müslim, Mesâcid 262. Ayrıca bk, Tirmizî, Salât 51, Fiten 6; İbn Mâce, Fiten 6)<br />
<br />
    Cündüb İbni Abdullah Kimdir?<br />
<br />
Cündüb İbni Abdullah İbni Süfyan el-Becelî, sahâbe-i kirâmdandır. Ebû Abdullah diye künyelenir. Önce Kûfe’de yerleşen Cündüb, daha sonra Basra’ya taşındı. Kendisinden Basra’lı  ve Kûfe’li raviler hadis naklettiler. Hasan el-Basrî, Muhammed İbni Sîrin, Enes İbni Sîrin, Ebu’s-Sevvâr, Bekr İbni Abdullah, Ebû İmrân, Abdulmelik İbni Umeyr, Esved İbni Kays, Cündüb’ün ravilerindendir.<br />
<br />
Cündüb İbni Abdullah, Resûl-i Ekrem Efendimiz’den 48 hadis rivayet etmiştir. Bu hadislerden 12 tanesini Buhârî ve Müslim kitaplarında müştereken nakletmişlerdir. Allah ondan razı olsun.<br />
<br />
    Hadisi Nasıl Anlamalıyız?<br />
<br />
Hadiste sabah namazının zikredilmesinin sebebi, bu vakitte kalkmanın güçlüğü ve güneş doğmadan uyanmış olmanın faziletinden dolayıdır. Hadisin bir başka rivayetinde “cemaatle kılma” kaydı da bulunmaktadır ki, sevabı çok ve fazileti yüksek olan budur. Sabah namazı vakti, insanların ihtiyaçlarını temin için yeryüzüne yayılmaya başlayıp, Allah’tan rızık talep ettikleri bereketli bir zamandır. Bu vakti uyku ile geçirmek, dinimizde hoş karşılanmamıştır. Bu sebeple müslümanlar, sabah erken kalkmaya, çok büyük önem verirler. Sabah erken kalkmak rızık için olduğu kadar, sağlık ve sıhhat için de önemlidir. Bir çok hastalığın, özellikle beyin ve sinir sistemi, kalb ve damar hastalıklarının teşekkül etmemesi veya mevcutların artmamasına erken kalkmanın ne derece fayda sağladığını, günümüzde mütahassıs tabibler de ifade ve tavsiye etmektedir.<br />
<br />
Allah’ın himâyesinde olmak, O’nun kefâlet ve teminatı, koruması altında olmak anlamına gelir. Bu hem maddi hem manevi bir himâyedir. Çünkü, rızık talebi için erken bir vakitte kalkmış ve aynı şekilde erken bir zamanda Allah’ın emri olan ibadeti cemaatle yerine getirerek, Allah’a dua ve niyâzda bulunmuştur. Böylece Allah’ın rızasına, hoşnutluğuna nâil olmuştur ki, bir mü’min için bundan daha kıymetli bir mertebe olamaz.<br />
<br />
Bir himâyeden dolayı, Allah’ın kişiyi sorguya çekmesi ise, böyle bir sorgulamada bulunduracak işler yapması ve Allah’ın hoşnut olmayacağı bir davranış içinde bulunması sebebiyledir. Allah’ın Resûlü bizi bu gibi hallerden sakındırmakta ve O’nun koruması ve güvencesinden mahrum kalmanın sonunun cehennem ateşi olduğunu hatırlatmaktadır. Bu gibi tehditler, bir haramın işlenmesi, Allah’a verilen bir ahitten, bir sözden cayılması sonucu olur. O halde müslümanlar, Allah’la yaptıkları ahitleri yerine getirmelidirler. Müslüman olmak, İslâm’ı kabul etmek, Allah’la ahitleşmek, O’nun emir ve yasaklarına uymak anlamına gelir. Hadis, 390 ve 1051 numaralarla da gelecektir.<br />
<br />
    Hadisten Çıkarmamız Gereken Dersler<br />
<br />
    Hadis, sabah namazını cemaatle kılmaya ve erken uyanmaya teşvik etmektedir.<br />
    Allah’ın emir ve yasaklarına riâyet eden mü’min kişi O’nun himâyesi, kefaleti, teminatı ve emniyetine girmiş olur.<br />
    Ahdini yerine getirmeyen, mü’minliğin gereğini yapmayan ve Allah’a verdiği sözü tutmayan kimse cehennemi hakeder.<br />
<br />
Kaynak: Riyazüs Salihin,</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular</span></span><br />
<br />
"Her kim sabah namazını kılarsa, o kimse Allah’ın koruması (zimmetinde) altındadır..."<br />
<br />
Müslim: Mesâcid, 261 (Hadis no: 657).<br />
<br />
Tirmizî: Salât, 227; Fiten, 6.<br />
<br />
İbn Mâce: Fiten, 6.<br />
<br />
Ahmed b. Hanbel: Müsned, IV, 312; V, 110.<br />
<br />
Taberânî: el-Mu’cemü’l-Kebîr.</span></div>
<br />
<br />
<br />
Soru Detayı<br />
<br />
- Sabah namazını kılan kimse Allah’ın himayesindedir, hadisinde geçen, Allah’ın himayesinde olmak, ne demektir?<br />
Cevap<br />
<br />
Değerli kardeşimiz,<br />
<br />
İlgili hadis şöyledir:<br />
<br />
Cündüb İbni Abdullah (ra)’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (asm) şöyle buyurdu:<br />
<br />
    «منْ صَلَّى صَلاةَ الصُّبحِ فَهُوَ فِي ذِمةِ اللَّه فَلا يطْلُبنَّكُمْ اللَّهُ مِنْ ذِمَّتِهِ بِشَيْءٍ ، فَإِنَّهُ منْ يَطْلُبْهُ مِنْ ذِمَّتِهِ بِشَيْءٍ يُدرِكْه ، ثُمَّ يكُبُّهُ عَلَى وجْهِهِ في نَارِ جَهَنَّم »<br />
<br />
    “Sabah namazını kılan kimse Allah’ın himayesindedir. Allah, bizzat himayesinde olan bir konuda sizi sorguya çekmesin. Allah, himayesindeki bir konudan sorguya çektiği kimseyi cezalandırır, sonra da onu yüzüstü cehenneme atar.” (Müslim, Mesâcid 262; Tirmizî, Salât 51, Fiten 6; İbn Mâce, Fiten 6)<br />
<br />
Allahualem, hadiste, namazın önemine işaret edilmiş ve -kendi içinde farklı bir niyet taşısa bile- namaz kılan kimsenin mutlak manada mümin kabul edilmesi gerektiğine dikkat çekilmiştir. Yani namazın bir iman alameti, bir İslam nişanesi olduğuna, bu sebeple namaz kılan kimsenin mümin olduğuna ve müminin hukukuna riayet etmenin önemine, ona haksızlık yapmanın ise büyük günah olduğuna vurgu yapılmıştır.<br />
<br />
Buna göre, hadisin manasını iki şekilde anlamak mümkündür:<br />
<br />
a. Müminin hak ve hukukuna verilen önem<br />
<br />
“Sabah namazını kılan kimse -Allah’a itaat eden bir mümin olarak- Allah’ın himayesindedir. Sakın, Allah’ın himayesine ve emanına aldığı bir kimseye eziyet etmeye ve haksızlık / kötülük yapmaya kalkmayın ki, Allah, bizzat kendi himayesinde olan bir konuda sizi sorguya çekmesin. -İyi bilesiniz ki- Allah, kendi himayesinde olan bir konudan sorguya çektiği kimseyi cezalandırır, sonra da onu yüzüstü cehenneme atar.”<br />
<br />
Hadiste sabah namazının zikredilmesinin sebebi, bu vakitte kalkmanın güçlüğü ve güneş doğmadan uyanmış olmanın faziletinden dolayıdır. Hadisin bir başka rivayetinde “cemaatle kılma” kaydı da bulunmaktadır ki, sevabı çok ve fazileti yüksek olan budur.<br />
<br />
b. Namazın hukukuna yapılan vurgu<br />
<br />
Bazı alimler hadisten şunu da anlamışlar:<br />
<br />
Namaz Allah’ın zimmetidir, himayesidir, korunağıdır. Namaz kılan kimse bu koruğnağın içinde yer alır ve korunmaya alınmış olur. Namazı terk eden kimse ise Allah’ın bu himayesini / korumasını, zimmetini elinin tersiyle itmiş olur ve böylece iman vesikasıyla bağlandığı İlahî akdi bozmuş olur. İşte hadiste bu akdi bozanların kötü akıbetinden haber vermektedir. (bk. Tuhfet’u’l-Ahvezî, ilgili hadisin şerhi)<br />
<br />
Sabah namazı vaktinde kalkmak, Müslümanlar için çok büyük önemi haizdir. Çünkü günün en bereketli saati ve rızıkların taksim olunduğu zaman dilimi olarak adlandırılan seher vakti, duanın, ibadet ve tâatin en makbul olduğu, rızık talebi için bütün canlıların yeryüzüne yayıldığı bir an olmanın yanında, insan sağlığı için de büyük önem taşımaktadır. Ayrıca kâfirlerin ve münafıkların uyku vakti olarak bilindiğinden dolayı onlara muhalefet etmek için de uyanıklık tavsiye olunmuştur. İslam ordularının hareketi, düşman üzerine yürümeleri ve zafere ulaşmalarının çok kere sabahın erken saatlerinde oluşu tesadüfî değil, iradeli bir davranışın sonucudur.<br />
<br />
Allah'ın zimmetinde olmak, dünyada ve ahirette onun koruması, himayesi, kefalet ve teminatı altında olmak anlamlarına gelir. Bir insan Allah'a verdiği sözü yerine getirmez, yapmaya güç yetirebileceği işleri yapmaz, iyi ve güzel davranışlarda bulunmazsa bundan dolayı hesaba çekilir. Allah'ın kişiyi huzuruna istemesi, onu hesaba çekmesi anlamına gelir. Kulluk şuuru dediğimiz şey, hesaba hazır olmamızı gerektirir. İşte Resûl-i Ekrem (asm)'in bize hatırlattığı bunlardır.<br />
<br />
Özetle:<br />
<br />
1. Hadis, sabah namazını cemaatle kılmaya ve erken uyanmaya teşvik etmektedir. Sabah namazı vaktinde uyanmalı ve namazı cemaatle kılmaya özen göstermeliyiz.<br />
<br />
2. Allah ve Resûlü (asm)'in emir ve tavsiyelerine uymak, bizi hem bu dünyada hem ahiret hayatında huzura kavuşturur; Allah'ın koruması ve emniyeti altında olmamızı sağlar.<br />
<br />
3. Ahdini yerine getirmeyen, mü’minliğin gereğini yapmayan ve Allah’a verdiği sözü tutmayan kimse cehennemi hakeder. Allah'ın huzurunda hesaba çekilmezden önce, hesabımızı iyi yapmamız gerekir. (bk. Riyazü’s-Sâlihîn Tercüme ve Şerhi, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Erkam Yay., H. No: 234, 390, 1051)<br />
<br />
"Sabah Namazını Kılan Kimse Allah'ın Himayesindedir" Hadisi<br />
<br />
Sabah namazının önemi ve fazileti nedir? "Sabah namazını kılan kimse Allah'ın (c.c) himayesindedir" hadisini nasıl anlamalıyız? Hadisi şeriften çıkarmamız gereken dersler nelerdir?<br />
<br />
Cündüb İbni Abdullah radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sabah namazını kılan kimse Allah’ın himâyesindedir. Allah, bizzat himâyesinde olan bir konuda sizi sorguya çekmesin. Allah, himâyesindeki bir konudan sorguya çektiği kimseyi cezalandırır, sonra da onu yüzüstü cehenneme atar.” (Müslim, Mesâcid 262. Ayrıca bk, Tirmizî, Salât 51, Fiten 6; İbn Mâce, Fiten 6)<br />
<br />
    Cündüb İbni Abdullah Kimdir?<br />
<br />
Cündüb İbni Abdullah İbni Süfyan el-Becelî, sahâbe-i kirâmdandır. Ebû Abdullah diye künyelenir. Önce Kûfe’de yerleşen Cündüb, daha sonra Basra’ya taşındı. Kendisinden Basra’lı  ve Kûfe’li raviler hadis naklettiler. Hasan el-Basrî, Muhammed İbni Sîrin, Enes İbni Sîrin, Ebu’s-Sevvâr, Bekr İbni Abdullah, Ebû İmrân, Abdulmelik İbni Umeyr, Esved İbni Kays, Cündüb’ün ravilerindendir.<br />
<br />
Cündüb İbni Abdullah, Resûl-i Ekrem Efendimiz’den 48 hadis rivayet etmiştir. Bu hadislerden 12 tanesini Buhârî ve Müslim kitaplarında müştereken nakletmişlerdir. Allah ondan razı olsun.<br />
<br />
    Hadisi Nasıl Anlamalıyız?<br />
<br />
Hadiste sabah namazının zikredilmesinin sebebi, bu vakitte kalkmanın güçlüğü ve güneş doğmadan uyanmış olmanın faziletinden dolayıdır. Hadisin bir başka rivayetinde “cemaatle kılma” kaydı da bulunmaktadır ki, sevabı çok ve fazileti yüksek olan budur. Sabah namazı vakti, insanların ihtiyaçlarını temin için yeryüzüne yayılmaya başlayıp, Allah’tan rızık talep ettikleri bereketli bir zamandır. Bu vakti uyku ile geçirmek, dinimizde hoş karşılanmamıştır. Bu sebeple müslümanlar, sabah erken kalkmaya, çok büyük önem verirler. Sabah erken kalkmak rızık için olduğu kadar, sağlık ve sıhhat için de önemlidir. Bir çok hastalığın, özellikle beyin ve sinir sistemi, kalb ve damar hastalıklarının teşekkül etmemesi veya mevcutların artmamasına erken kalkmanın ne derece fayda sağladığını, günümüzde mütahassıs tabibler de ifade ve tavsiye etmektedir.<br />
<br />
Allah’ın himâyesinde olmak, O’nun kefâlet ve teminatı, koruması altında olmak anlamına gelir. Bu hem maddi hem manevi bir himâyedir. Çünkü, rızık talebi için erken bir vakitte kalkmış ve aynı şekilde erken bir zamanda Allah’ın emri olan ibadeti cemaatle yerine getirerek, Allah’a dua ve niyâzda bulunmuştur. Böylece Allah’ın rızasına, hoşnutluğuna nâil olmuştur ki, bir mü’min için bundan daha kıymetli bir mertebe olamaz.<br />
<br />
Bir himâyeden dolayı, Allah’ın kişiyi sorguya çekmesi ise, böyle bir sorgulamada bulunduracak işler yapması ve Allah’ın hoşnut olmayacağı bir davranış içinde bulunması sebebiyledir. Allah’ın Resûlü bizi bu gibi hallerden sakındırmakta ve O’nun koruması ve güvencesinden mahrum kalmanın sonunun cehennem ateşi olduğunu hatırlatmaktadır. Bu gibi tehditler, bir haramın işlenmesi, Allah’a verilen bir ahitten, bir sözden cayılması sonucu olur. O halde müslümanlar, Allah’la yaptıkları ahitleri yerine getirmelidirler. Müslüman olmak, İslâm’ı kabul etmek, Allah’la ahitleşmek, O’nun emir ve yasaklarına uymak anlamına gelir. Hadis, 390 ve 1051 numaralarla da gelecektir.<br />
<br />
    Hadisten Çıkarmamız Gereken Dersler<br />
<br />
    Hadis, sabah namazını cemaatle kılmaya ve erken uyanmaya teşvik etmektedir.<br />
    Allah’ın emir ve yasaklarına riâyet eden mü’min kişi O’nun himâyesi, kefaleti, teminatı ve emniyetine girmiş olur.<br />
    Ahdini yerine getirmeyen, mü’minliğin gereğini yapmayan ve Allah’a verdiği sözü tutmayan kimse cehennemi hakeder.<br />
<br />
Kaynak: Riyazüs Salihin,</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kırk defa kabul olmuş hac sevabı]]></title>
			<link>https://rt3.biz/showthread.php?tid=35341</link>
			<pubDate>Wed, 24 Dec 2025 14:04:38 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rt3.biz/member.php?action=profile&uid=8">Afyonlu-Raşit</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rt3.biz/showthread.php?tid=35341</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kırk defa kabul olmuş hac sevabı</span></span><br />
<br />
Sual: İbrahim aleyhisselamın okuduğu bir dua varmış. Kim okursa kırk kere hac etmiş sevabı alıyormuş. O dua hangisidir?<br />
CEVAP<br />
İbrahim aleyhisselam, (Elhamdü lillahi kable külli ehad, vel hamdü lillahi bade külli ehad, el hamdü lillahi ala külli hâl) diye dua edince, Hak teâlâ, (Ya Cebrail, dostuma selam söyle! O üç kelamı üç defa söyledi, ben azimüşşan da, ona kırk defa kabul olunmuş nafile hac sevabını verdim. Bu duayı okuyan her Müslümana da, aynı sevabı ihsan ederim) buyurdu. (Miftahül cenne)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Elhamdü lillahi kable külli ehad </span></span>= Her şeyden önce Allahü teâlâya hamd ederim.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">El hamdü lillahi bade külli ehad</span></span> = Her şeyden sonra Allahü teâlâya hamd ederim.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">El hamdü lillahi ala külli hâl</span></span> = Her halükârda Allahü teâlâya hamd ederim.</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kırk defa kabul olmuş hac sevabı</span></span><br />
<br />
Sual: İbrahim aleyhisselamın okuduğu bir dua varmış. Kim okursa kırk kere hac etmiş sevabı alıyormuş. O dua hangisidir?<br />
CEVAP<br />
İbrahim aleyhisselam, (Elhamdü lillahi kable külli ehad, vel hamdü lillahi bade külli ehad, el hamdü lillahi ala külli hâl) diye dua edince, Hak teâlâ, (Ya Cebrail, dostuma selam söyle! O üç kelamı üç defa söyledi, ben azimüşşan da, ona kırk defa kabul olunmuş nafile hac sevabını verdim. Bu duayı okuyan her Müslümana da, aynı sevabı ihsan ederim) buyurdu. (Miftahül cenne)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Elhamdü lillahi kable külli ehad </span></span>= Her şeyden önce Allahü teâlâya hamd ederim.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">El hamdü lillahi bade külli ehad</span></span> = Her şeyden sonra Allahü teâlâya hamd ederim.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">El hamdü lillahi ala külli hâl</span></span> = Her halükârda Allahü teâlâya hamd ederim.</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ayda üç gün oruç tutacağın zaman]]></title>
			<link>https://rt3.biz/showthread.php?tid=35327</link>
			<pubDate>Mon, 22 Dec 2025 01:42:28 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rt3.biz/member.php?action=profile&uid=8">Afyonlu-Raşit</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rt3.biz/showthread.php?tid=35327</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz (sallâllâhu aleyhi ve sellem) buyuruyor:</span></span><br />
<br />
“(Ey Ebû Zer!) Ayda üç gün oruç tutacağın zaman, on üç, on dört ve on beşinci günleri tut.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Tirmizî, Savm 54)</span></span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz (sallâllâhu aleyhi ve sellem) buyuruyor:</span></span><br />
<br />
“(Ey Ebû Zer!) Ayda üç gün oruç tutacağın zaman, on üç, on dört ve on beşinci günleri tut.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Tirmizî, Savm 54)</span></span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ben, oruçluyken amellerimin arz olunmasını isterim]]></title>
			<link>https://rt3.biz/showthread.php?tid=35326</link>
			<pubDate>Mon, 22 Dec 2025 01:41:18 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://rt3.biz/member.php?action=profile&uid=8">Afyonlu-Raşit</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://rt3.biz/showthread.php?tid=35326</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz (sallâllâhu aleyhi ve sellem) buyuruyor:</span></span><br />
<br />
“Pazartesi ve perşembe günleri ameller (Allah’a) arz olunur. Ben, oruçluyken amellerimin arz olunmasını isterim.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Tirmizî, Savm 44)</span></span></span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Peygamber Efendimiz (sallâllâhu aleyhi ve sellem) buyuruyor:</span></span><br />
<br />
“Pazartesi ve perşembe günleri ameller (Allah’a) arz olunur. Ben, oruçluyken amellerimin arz olunmasını isterim.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Tirmizî, Savm 44)</span></span></span></div>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>